Sayısalcıyım diye geziniyorum ama bu sene okuduğum gazellerin kasidelerin haddi hesabı yok. Artık Osmanlıcam en iyi seviyede. Şimdi de Tanzimat dönemini, setvetifünûn'u ve Fecriati'yi bitireceğim. Eskiler o kadar güzel ki... Kelimeler yetmiyor. Fuzuli, Nefi, Baki ve daha niceleri....
Edebiyat
Şimdi herkes kendi çıkarları kadar bağırıyor.
Fecriati edebiyatı gibi yaşıyoruz bu hayatı. Öyle suskun, öyle anlamsız. Diğer ülkeler buluş üstüne buluş getirirken Aziz Sancar olmak bile sadece bir hayal gözümüzde. Olmaya çalışanlar da engelleniyor veyatta sesini duyuramıyor. Gerçekten bizden tam olarak ne isteniyor? Ne farkımız var robotlardan? Önümüze dayatılan teknolojiyi nasıl kullanmamız gerektiği neden hâla hiçbir derste yok? Akıllı tahtamız var diye övünürken kaç tane öğrenci verim alabiliyor? Önemli olan teknolojinin sayısı değil işlevi. Sınav yılım kitap masrafı yerine herkes tablet aldı ve inanılmaz faydasını görüyorlar. Buna rağmen okullarda hâla telefon tablet bir yasak. Çünkü denetleme yok. Denetlemek istemedikleri için yasak koyuyorlar. Halbuki yaşamdan uzaklaştırmak yerine nasıl faydası dokunabileceğini araştırsalar bu kadar yasağa da gerek kalmazdı.
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Günaydın. Sizden acil bir isteğim var
Okul için Fecriati döneminden özlemle ilgili şiirler istendi ve ben 3 tane bulabildim. Bana yardım eder misiniz? Eğer varsa bildikleriniz yazsanız mükemmel olur çok yardım etmiş olursunuz eğer bildikleriniz varsa lütfen yazın 🙂
1000Kitap
Victor Hugo - Mavi Gözlü Yunan Çocuğu ve Emin Bülent - Kin
1821 Mart ayında Eflak'ta başlayıp mora yarımadasında yayılmış Yunan İsyanı sırasında, Victor Hugo "Mavi Gözlü Yunan Çocuğu" şiiriyle Yunanlıların yanında yer almıştır. Buna karşılık Fecriati şairlerinden Emin Bülent Serdaroğlu "Kin" şiirini kaleme almıştır. Türkler geçti burdan, arkalarında harabeler ve matem bırakarak. Chio, bu şarap adası artık karanlık bir taş yığını oldu. Chio, çalılıkların gölgesinde. Chio, kalın ahşaplarını seller vurdu. Yamaçları, sarayları ve bazen akşamları. Dans eden bir kızlar korosu artık. Her yer tenha, ama hayır, kararmış duvarlar daha yakın artık. Mavi gözlü bir Yunan çocuğu, oturuyor. Aşağılanmış başını eğerek. Büyük bir harabenin içinde unutulmuş. Bir sığınak gibi, destek gibi. Beyaz bir alıç, bir çiçek gibi. Ah! Zavallı çocuk, bu keskin kayalıkların içinde yalınayak. Yazık! Bu mavi gözlerinden akan gözyaşların silinmeli. Başını yukarı kaldırmak için. Gökyüzü ve dalga gibi. Mavi ve heyecanlı gözyaşların. Sevincin keskin şimşekleri ile oyunları geçer. Ne istersin güzel çocuk? Sana ne verilmeli? Seni neşelendirmek ve neşeni geri döndürmek için. Omuzundaki beyaz düğümler. Bu zincirlerin aşağılamasına katlanmış olan saçların. Ve ağlayan güzel yüzünün çevresinde dağılmış. Söğüt yaprakları gibi.
fecriati topluluğu
Servet-i Fünunculardan daha iyisini yapacaklarını söyleyip bi halt yapamayan Fecriati topluluğu gibiyim..
1000Kitap