Türk Şiirinin En Önemli Örneklerini Görebileceğiniz Bir Seçki
10/10
·248 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 00:00
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Şiir Antolojisi’nde 27 şairden 48 şiire yer veriliyor. Tıpkı öykü antolojisinde olduğu gibi burada da kronolojik bir sıra takip edilmiş. Âkif Paşa’nın Adem Kasidesi ile başlayan antoloji Beş Hececiler’le son buluyor. Bir başka deyişle Tanzimat’ın 1. dönemi ile başlayan bu seçki, Millî Edebiyat Dönemi ile son buluyor. Tanzimat’ın 2. dönemi, Servetifünun Dönemi, Fecriati Dönemi de yine bu kronolojide yer buluyor. Bu dönemlerin en önemli şairlerini ve pek tabii en önemli şiirlerini görüyoruz. Seçkide yer alan hemen hemen her şiir alana hâkim olan okurlar tarafından bilinen şiirler. Bu şiir antolojisi, Türk şiirine yeni yeni heves eden okurlar için daha keyifli olacaktır. Türk şiirinde dönüm noktası olmuş birçok şiire yer verilmesi önemli. Özellikle şiire merak duyan genç okurlar için eğitici bir yönünün de olduğunu düşünüyorum. Öykü antolojisi için de söylemiştim; bu iki çalışmada sunuş bölümleri çok hoşuma gitti. Kitabın başında ‘‘Sunuş: Türk Şiir Geleneğinde Kısa Bir Gezinti’’ başlıklı bir bölüm var. Bu bölümde Türk şiirinin tarihî gelişimi ele alınmış, dönemler ve topluluklar anlatılmış. İşte bu öykü ve şiir seçkilerinin eğitici boyutu da biraz bunda saklı. Bu çalışmalarda hem Türk edebiyatının tarihî gelişimine yer verilmiş hem de Türk edebiyatının önemli örnekleri bir araya getirilmiş. Şiirlerin büyük bir kısmının hem orijinali hem günümüz Türkçesi verilmiş. Bu da çalışmanın her okura hitap etmesine olanak sağlamış. Öykü antolojisi gibi bu çalışmayı da yayına hazırlayan Abdullah Ezik. Ben iki çalışmayı da keyifle okudum. Öğrencilerime önerebileceğim, Türk edebiyatının şiir ve öykü kanadını tanımak adına güzel çalışmalar olmuş. İlgilisine tavsiye ederim.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Şiir AntolojisiKolektif · Can Yayınları · 20264 okunma
Bir Aile, İki Dönem, Üç Kuşak
8/10
·232 syf.··
2025 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 00:00
Kiralık Konak, Yakup Kadri’nin ilk romanı olma özelliğini taşıyor. Roman, önce İkdam gazetesinde tefrika edilmiş, daha sonra 1922’de kitap olarak yayımlanmış. Aslında yazar, Nur Baba adlı romanı daha önce yazmış; eserin tepki çekeceğinden ürkerek sonraya bırakmış. Romanda Tanzimat sonrasında gelen birkaç kuşağın birbiriyle olan çatışması ele alınıyor. II. Meşrutiyet (1908) sonrasında yaşanan değişimler ve dönüşümler, I. Dünya Savaşı’na kadar işleniyor. Romanın ele aldığı dönemi de 1908’den biraz öncesine çekmek mümkündür. İşte bu dönemde Cihangir’de aynı konakta yaşayan üç kuşak ailenin birbiriyle olan ilişkisini ve çatışmasını okuyoruz. Romanın bu üç kuşağını teşkil eden kahramanları da büyükten küçüğe doğru şu şekilde sıralayabiliriz: Naim Efendi, Servet Bey, Sekine Hanım ve Seniha bu evin sakinleridir. Naim Efendi, II. Abdülhamid Devri nazırlarından olup evin en büyüğüdür. Eskinin temsilcisi de kendisidir. Geleneklerine son derece bağlı, dürüst, namuslu bir ihtiyardır. Damadı Servet Bey ve onun eşi -yani Naim Efendi’nin kızı- Sekine Hanım ise kızları Seniha ile birlikte bu devrin ‘‘rokokolaşmış’’ kişileridir. Selim İleri’nin tabiriyle bu rokoko kelimesiyle yazarın kastettiği ise içi kof, dışı süslü püslü, yeni toplumsal hayattır. Bu devirde davranışlar, yaşam tarzı, giyim-kuşam, eğlence anlayışı hatta mimari bile değişmiş, Batılılaşmıştır. Bu eskiyle yeninin çatışması, yozlaşmış yaşam tarzları da Naim Efendi’nin yaşadığı konak üzerinden okurlara sunuluyor. Özellikle bu değişim ve yozlaşma hâli Yakup Kadri tarafından şu şekilde özetleniyor: ‘‘Yüksek rütbeli devlet adamlarının tesis ettikleri Osmanlı kibarlığının kundağı canfes astarlı ve serapa (baştan başa) ilikli İstanbulin idi. Sonra redingot devri geldi ve redingotu içinden yarı uşak, yarı kapıkulu, riyakâr,
Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202321,8bin okunma
Reklam
7/10
·160 syf.··
2025 28. kitabı
Herkese selaaam. Bu akşam sizlere iki günde okuyabileceğiniz bir kitap ile geldim. Refik Halid, yazı hayatına önce Fecriati grubu ile başlamış daha sonra da Milli Edebiyat anlayışı ile eser vermiştir. Kirpi takma adını kullanarak birçok türde eser yazan Refik Halid, Memleket Hikayeleri ve Gurbet Hikayeleri ile edebiyat dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır. Bu romanda yezidiliğe ait bir sürü unsur ve tarihi gelişimi yer alıyor. Zaten Refik Halid, Türkçeyi çok güzel kullanan yazarlarımızdan birisi. Bunu yazdığı kitaplarını okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Tavsiyedir.
1000Kitap
Yezidin KızıRefik Halid Karay · İnkılâp Kitabevi · 2024411 okunma
10/10
·96 syf.··
2025 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 09:32
Okurken sıkılmadığım süreğen bir kitap olmuş. Yer yer anlamını bilmediğim çok şeyle karşılaştım. Yani Ahmet Haşim fecriati dönemi sanatçısı ve zaman zaman kelimelerinde bilmediğimiz bir anlam taşıyabiliyor. Yazar duygu, düşüncelerini ve o zamanki (hatta bugünü bile yansıtıyor) yaşamında gözlediği olayları kendi gözünden aktarıyor.
Duygu ve Düşünce
Bize GöreAhmet Haşim · Kızıl Panda · 20214,453 okunma
Türk Hikâyeciliğinin Önemli Bir Örneği
8/10
·199 syf.··
2025 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2025 19:22
Refik Halid’in Memleket Hikâyeleri, toplam 18 hikâyeden oluşuyor. Hikâyelerin yazılış tarihleri 1909-1919 arası. Sadece son hikâye 1947 tarihli. Hikâyelerin yazıldığı yerlere bakınca aslında Refik Halid’in memleketin çeşitli yerlerinde yaşayan insanları anlattığını görüyoruz. Bu hikâyelerin hemen hepsini sürgüne gönderildiği yıllarda yazmış. Önce Sinop’a sürülen yazar, daha sonrasında Çorum, Ankara ve Bilecik’e gönderilir. Hikâyeler de hep buralarda yazılmış. Kitapta sürgünden önce tarihlendirilmiş hikâyeleri de var. Kendisi edebiyatımızda gözlemci gerçekçiliğin önemli temsilcilerinden biridir. Toplumun içinden insanları anlatmayı, günlük olayları hikâyelerinde kullanmayı da çok sever. Hâliyle anlattığı gerçek olaylar ve memleket manzaraları, akıcı diliyle de birleşince kendisini Türk hikâyeciliğinde farklı bir yere koymamızı sağlıyor. Özellikle Millî edebiyat anlayışına kadar hikâye ve romanlarımızda İstanbul’un dışına çıkıldığını görmek pek mümkün değil. Refik Halid ve yine o dönemin bazı önemli hikâyecileriyle birlikte bu algı kırılmış, hikâyelerde Anadolu mekân olarak yer bulmuş. Bunu başaran ilk yazarlardan biri olması sebebiyle Refik Halid, edebiyatımız için çok önemli bir isim. Edebî hayatı belki Fecriâtî ile başlamıştır fakat sonrasında çok farklı bir edebiyat anlayışı benimsemiş, özellikle 1920’lerden sonra kullandığı sade, akıcı Türkçeyle edebiyatımıza yeni bir soluk getirmiştir. İstanbul Türkçesini en iyi kullanan yazarlardan biri olarak kabul edilmiştir. Özellikle hikâyelerindeki gözlem gücü dikkat çekiyor. Gerçekçi tasvirleri, kullandığı sağlam dil onun üslubunun bence en kuvvetli yönleri. Hikâyelerinde zaman zaman anlaşılması güç kelimelerle de karşılaşmak mümkün. Onun için de yayınevi dipnotlar koymuş. Refik Halid, sadece hikâye ve romanlarıyla
Memleket HikayeleriRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 20218,3bin okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2024 52. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2024 16:44
Ben eski Türk Edebiyatı çok okumuyorum, biraz ön yargım var Tanzimat, Servetifünun, Fecriati Edebiyatı’na ve diğer kalan bağımsız yazarlara. Daha çok Cumhuriyet Dönemi eserlerini okuyorum ama Hüseyin Rahmi Gürpınar bu aralar çok duyduğum bir isimdi, kitaplarını da okumak istedim. Bu külliyatı ikiye ayrılıyormuş ilki Gulyabani, ikincisi Cadı. Daha sonra Cadı’yı okumak için sabırsızlanıyorum. Kitap aslında halkın batıl inançlarına bir eleştiri, bir gönderme ve bu inançlar (periler, cinler, Gulyabani) hakkında bir roman. Öncelikle şunu söylemeliyim ki yazarın üslubu yalın ve çok da akıcı. Hikâye çok maceralı olduğu için okurken akıp gidiyor gerçekten. Bazı yerlerde gülme krizine girdim diyebilirim, mizah unsuru da çok güzel harmanlanmıştı kurguyla. Bence bu yaz okuyabileceğiniz, sizi sıkmayacak, güldürecek bir yandan da eğer sizin de batıl inançlarınız varsa sizi bunun üzerinde düşündürmeye sevk edecek bir eser.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma
Reklam