Hiç Görmediği Birini Özler mi İnsan?
Hiç görmediği birini özler mi insan? Neden olmasın. Hani şu sözleri ile dokunan insanlar var ya. Hani şu aşka inanan.  Ama başka şehirlerde farklı rollerde olan insanlar. Özlenmez mi ? Aşk dediğin yanı başında ki koltukta bulunan yastık kadar sana yakın olmayabilir. O sana bir nefes kadar yakın olmayabilir.  Ama sözleri seni mutlu ediyor ise. İşte o zaman doğru yerdesin.  Himayesiz kaldığında, Dokunuyorsa sana gözleri. Gözlerini kapattığında dibinde bitiyor ise elleri. İşte o zaman doğru yerdesin. Düştüğünde elini uzatamıyor  Ama yaralarını sarmak için hayallerini feda ediyor ise. İşte o an doğru hayaldesin.  Sokakta tek başına yürüdüğünde yanı başında yok ise. SYN
Rüzgâr savurdu saçlarımı da, Ruhuma tesir edemedi. Aynalar gizledi tüm gerçekliğimi; Neyi feda etmem gerektiğini söylemedi. ​İçimdeki milyarlarca hücre seni unutmayı diledi de, Gökyüzü; "Sağanağını indireceğim birazdan, bekle" dedi. 21/6/2026 Pınar PEKĞÖZ
Reklam
Birazda aşık olduğum zamanlardan
Ahvâlim belirsizken yağmanı isterim uyandığım her günden. Islanadururken hatırlarım, her damlada gönlümün bereket getirenisin ezelden. Ebede varasıya kadar çığırır, çağırır, yakarsın ağıdı; Olmak istemezsin benim yara bandım. Uzun uzadıya anmak isterim kıtalarımda baktığın anı. Zihn-i Fâni'm tutulur; Unutmaz ki hatırlasın baktığın ânı. Yağar durursun yüreğe; serpersin suretin misali sevabl. Katre düşer benliğime, işitmediğinde yaktığım ağıdı. Gelmesin kır, gitmesin bulut; Yağsın ki yağmur, her tanesinde hissettirsin seni bana. Ellerimde olsun saçların, parmaklarımın arasında olsun her teli. Fark edeyim her birini. Cümle âlemine feda edeyim tek bir benliği. Gülüşünde göreyim cenneti. #Nankör
İyi geceler
Gün batar, gece çöker ve her şey susar; sadece uykusunu düşüncelerine feda eden bir adamın kalbi konuşur. Dünya karanlığa gömülse de, onun zihnindeki o kızıl ışık hiç sönmez…
Gün gelecek yalnızlığınla gurur duyacaksın. Çünkü onu kazanmak için çok şeyi feda ettin.. Lavinia⚘
İnsan ve Duygular
Kendi Talihinizi Sevin: Özsevgi
İnsan çoğu zaman kendini, başına gelenlerin toplamı zanneder. Ailesiyle, çocukluğuyla, kırgınlıklarıyla, başarısızlıklarıyla, yarım kalan hayalleriyle ve içine gömdüğü cümlelerle kendini tarif etmeye çalışır. Oysa insan yalnızca başına gelenlerden ibaret değildir; onlara verdiği anlamdan, onlara rağmen kurduğu iç dünyadan ve kendi kaderiyle kurduğu ilişkiden de ibarettir. Kendi talihini sevmek, başına gelen her şeyi güzel bulmak değildir. Acıyı kutsamak, haksızlığı normalleştirmek, yarayı inkâr etmek hiç değildir. Kendi talihini sevmek; insanın geçmişine, kaderine ve varoluşuna düşman olmaktan vazgeçmesidir. “Keşke böyle olmasaydı” cümlesinin insan ruhunda açtığı sonsuz boşluğu fark edip, bir gün usulca “Bütün bunlara rağmen ben buradayım” diyebilmesidir. Bu düşünce, Friedrich Nietzsche’nin meşhur “Amor Fati” yani “kaderini sev” kavramını hatırlatır. Amor Fati, insanın yalnızca yaşadığı hayatı kabullenmesi değil; o hayatın bütün zorunluluklarını, kırılmalarını, rastlantılarını ve yaralarını da kendi varoluşunun bir parçası olarak görmesidir. Stoacı filozofların kader karşısındaki sükûneti de burada anlam kazanır. Epiktetos’un insanın kontrolünde olanla olmayanı ayıran bilgeliği, Marcus Aurelius’un hayatın akışına direnmeden erdemli kalma çabası, aslında aynı noktaya işaret eder: İnsan her şeyi seçemez; fakat yaşadıkları karşısında nasıl bir ruh inşa edeceğini seçebilir. Bu noktada “Memento Mori”, yani ölümü hatırlama düşüncesi de özsevgiyle derinden ilişkilidir. Çünkü ölümlü olduğunu bilen insan, kendi hayatını sürekli erteleyemez. Kendine düşmanlık ederek, geçmişle kavga ederek, başkalarının sevgisini inkâr ederek ve kendi ruhunu sürekli cezalandırarak geçirilecek kadar uzun bir ömür yoktur. Ölümün hatırlanması karamsarlık değil; hayatı daha sahici, daha adil ve daha
Psikoloji
Reklam
Reklam