Sultan Mehmed; orta boylu, şişman, geniş alınlı, büyük gözlü, belirgin kirpikli, kanca burunlu, küçük ağızlı, yuvarlak sakallı, sakalını kızıla boyayan biriydi. Yüksek omuzları ve güzel tonlu bir sesi vardı. Ayakları gut hastalığından şişmişti.
Bu sultanın sarayda birçok kadını vardı. Aralarında çok güzel vücutlu bir tanesine ölesiye âşık olmuştu. Bu sebepten yapması gereken birçok işi yapamıyor, katılması gereken yerlere katılmıyordu. Bir gün, yaptığı hatayı anlayınca bu kadından kurtulmaya karar verdi. Ondan kurtulmak için kadının ölmesinden başka çıkar yol yoktu. Bir gün saraya gidip bu kadınla beraber olduğunda, yanındaki topuzla kadını öldürdü. Sultan o kadar büyük acı duydu ki bir süre hareketsiz kaldı; üzüntüsü geçtikten sonra bu aşkını böylece yenmiş oldu.
Akçahisar idarecisi Büyük Türk Beyi'ne anlaşma mesajları gönderdi. Bu mesajlarda açlıktan ölseler bile teslim olmayacaklarını belirtiyordu. Ellerinde ne yiyecekleri ne içecekleri vardı. Atları kedileri köpekleri bile yemeye başlamışlardı. Artık birbirlerini yemekten başka çareleri kalmamıştı. Ayakkabılarını, çizmelerini bile kaynatıp yiyorlardı. Tanrı biliyor ki ben Giovanni Maria Angiolello, bütün bunlara şahit oldum. Bana inceleme görevi verildi ve bu vesileyle bazılarını ölümden kurtardım. Bunun ne kadar güzel bir duygu olduğunu size anlatamam.
Ayın on ikisi ve on üçünde, yedi ile yirmi yaş arasındaki kız ve erkeklerin hemen ortaya çıkmaları, aksi takdirde öldürülecekleri emri verildi. On ile yirmi yaş arasında 3 bin genç toplandı; hoşlarına giden 450 genci aldılar. Bunların çoğu evliydi. Kadınlar kocalarından, kocalar da karılarından ayrıldı. Bu kadar bağırış çağırış, ağlama ve çığlık hiçbir yerde görülmemişti. Kendi elleriyle saçını başını yolanlar, kendi tırnaklarıyla kendilerini parçalayanlar oldu. Bazılarının, çocuklarını getirmedikleri için, kafası kesildi. Bazıları ise acıdan delirdi ve geceleri sokaklarda yürümeye başladı. Oğullarından, kızlarından ayrılmak istemeyenler çocuklarının boynuna atlıyordu. Üç kafalı köpek şeklindeki cehennem bekçisi Kerberos bile bu görüntü karşısında duygulandırdı. Dediğimiz gibi kadın erkek yaklaşık 3 bin köle toplandı. Bu sırada başka bir vahşet daha görüldü. Sekiz günlük, bir aylık ya da bir yaşındaki bebelere süt veren kadınlar dahi kucaklarından bebekleri alınarak esir edildi ve gemilere bindirildi. Çok büyük para karşılığında köle olarak satıldılar.