Zülfü Livaneli denince akla gelen ilk şey sadeliğin ihtişamı olsa gerek.Kelimelerin üzerinde dans eden,her bir satırı ile okuyucuyu hikayenin içine çekip merak duygusunun o sınırdaki temposunu hiç düşürmeden olay örgüsünü gözlerinizi kapattığınızda kolayca hayal edebileceğiniz kusursuz betimlemeleri ile birleştiren usta kalemin bu romanında geçmişi,gelecekle harmanlayan sırların ve üstü tozlanmış,unutulmuş gerçeklerin gün yüzüne çıkışının romantik ve dramatik yansımasını görüyoruz. Yarım kalmış bir aşkın öyküsü , tarihsel bir gerçekliğe dayandırılarak kurgulanmış ve olabildiğince sade bir dille okuyucu ile buluşmuş. Okuru yormadan , okurun bir çırpıda bitirmeye ve sonunu merak etmeye olan isteğini perçinleyen Serenad, benim de bir çırpıda bitirdiğim ve bittiğinde çok üzülerek karakterlerinden ayrıldığım bir roman oldu.