Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig Çok abartılı derecede obsesyonlu bir kadin ve bunun farkinda bile olmayan,birisinin kendisine obsesyonlu oldugunu fark edemeyen bir adam.Kadin babasi erken yasta oldugu icin baba sevgisi gormeden buyumus ve haliyle cocuklugunda yan apartmanlarina tasinan kendisinden 12-13 yas buyuk olan bir adama saplantili bir sekilde yogun duygular beslemis.Babasindan ve annesinden kitapta pek bahsetmiyor,kitabin neredeyse hepsinde takintidan bahsediyor ama ben sebebinin buradan geldigini dusunuyorum.Konusu cok etkileyiciydi,duygular yogun betimlemelerle empatiye oldukca acikti.Anlatim anlasilabilir ve susluydu.Kitap akiciydi ve bir cirpida bitirdim.Alisilmisin disinda bir konusu ve bakis acisina sahip.Kesinlikle okunmali
bilmem farkına vardın mı hiç?– çok güzeldim. Kendimi verdiğim her erkek bana bağlanıyordu, hepsi de bana teşekkür ettiler, bana bağlandılar, beni sevdiler –yalnızca sen, evet sevgilim, yalnızca sen beni sevmedin!
hayır, asla pişman olmadım sevgilim, o saatlerden ötürü asla pişmanlık duymadım. Hâlâ hatırlıyorum: sen uyuduğunda, senin nefesini duyduğumda, bedenini hissettiğimde ve kendimi sana onca yakın bulduğumda, mutluluktan karanlıkta ağladım.
Ve bir zamanlarki çocuğun, senin kapının zilini çalan çocuğun o bulanık ve eğitilmemiş iradesiyle sezemeyeceği şey, benim için artık tek bir düşünceye dönüşmüştü: kendimi sana armağan etmek,senin olmak.