Türkiye’deki eskilik/yenilik geriliminin fay hatlarından biri devletin rolüyse, ikinci bir siyasi fay hattı da küresellik, evrensellik meselesi. Ak Parti'nin yerli-milli kodlaması, o yüzden bu fay hattında bir pozisyonu ima ediyor. 80'li, 90'l yıllarda küreselleşme, teknolojik sıçrama, bu dinamikler üzerinden ulusal ve siyasal sınırların zayıflamasıyla sonuçlandı; ulusal devletin gücünün bir kısmı yerel güçlere, bir kısmıysa Avrupa Birliği, Dünya Sağlık Örgütü gibi ulus ötesi organizasyonlara, güçlere doğru kaydı. İlginç olan, küreselleşme üzerinden bakıldığında, sözde devlete muhalif gibi görünen ya da toplumun içindeki muhalif damarı temsil eden solun bile meseleye küreselleşme karşıtlığı ve yerellik/yerlilik üzerinden bakmış olması. Bu bakımdan yerellik/evrensellik gerilimi, Türkiye'de önemli bir siyasal fay hattı olmaya devam ediyor. Çünkü Türkiye'de sol da sağ da -ister "yerlilik, millilik" desin ister "yerellik" - özü itibarıyla evrensel bakış konusunda eksik kalıyor. Halbuki toplum üzerinden baktığımız zaman Türkiye toplumu Batı’yı kutup alıyor, kendisini hiçbir zaman "Doğulu" olarak görmediği/görmek istemediği gibi, "muasır medeniyet"i de Batı’nın temsil ettiğini düşünüyor. Bu bakımdan toplumun genelinin dini inancı güçlü olsa da,
"İslam dünyasının lideri olmak" veya "İslam coğrafyasına ait bir
Türkiye" gibi bir duygu ve algısı hiç olmamış.