Rönesans’ın kıvılcımını çakan, edebiyat tarihinin en uzun soluklu şiirini kaleme alan Dante Alighieri’nin (1265- 1321) yaşamı acılarla doludur. Büyük eseri İlahi Komedyayı incelemeden önce yaşamına değinmekte yarar görüyorum. İtalya uzun yüzyıllar sürecek bir karışıklık dönemindeydi. İtalyanlar Guelfler ve Ghibellinler olmak üzere ikiye ayrılmışlardı. Guelfer Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun İtalya’yı yönetmesine karşı çıkarak papalığın egemenliğini savunuyorlardı. Ghibellinler ise imparatorluk yanlısıydılar. Ailesi Guelf yanlısı olan Dante, Guelfler aklar ve karalar olarak ikiye bölününce imparatorluk yanlısı akları destekledi ve bunun sonucu olarak 1302 yılında çok sevdiği şehri Floransa’dan karalar tarafından sürgün edildi. 1311 yılında içinde Dante’nin isminin yer almadığı bir af çıkarılmıştır. 1315 yılında Dante bağışlandıysa da Floransa’ya geri dönmek istememiştir. Bu sebebiyetle hakkında ölüm cezası verilmiştir. 1321 yılında sıtmaya yakalanarak Ravenna’da vefat etmiştir. Hayatında birçok kadın olduysa da tutkuyla bağlı olduğu kadın Beatrice’dir. İlk kez Beatrice’i gördüğünde kendisi dokuz, Beatrice ise 8 yaşındadır. Dokuz yıl sonra Beatrice’i bir kez daha görür. Beatrice’in 1290 yılındaki ölümü Dante’yi derinlemesine etkiler ve Beatrice’e olan sevgisini İlahi Komedya’nın merkezine oturtur. Eserin incelemesine geçersek, Dante büyük eseri Divina Commedia’yı 1307-1321 yılları arasında sürgündeyken yazmıştır. Cehennem, Araf ve Cennet olmak üzere üç bölümden oluşan bu esere ilahi sıfatı 1555 yılında eklenmiştir. Her bölüm 33 kantodan ve cehennemde bulunan giriş kantosuyla birlikte eser toplam 100 kantodan oluşur. Koyu bir Katolik olan Dante eserinde sık sık İncil’e atıfta bulunmuştur. Fakat eserin etkileyici olan kısmı Hristiyanlık öğeleriyle mitolojik öğelerin