Olmasını İstediğim Dünya: Tam Bir İşleyiş Rehberi
9/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:22
Bu kitabı fazlasıyla sevdim. Peki, neden mi sevdim? Çünkü bu kitap, tam da benim yaşamak, içinde nefes almak istediğim dünyayı anlatıyor. Piyasada havada uçuşan soyut teorilerin ya da bizi yoran belirsizliklerin aksine, burası tesadüflere yer bırakmayan, tıkır tıkır işleyen bir yönetim mekanizması gibi. Kitap her şeye en temelden başlıyor: Önce bilgiyi tanımlıyor, ardından insanı. Sonra bu bilginin tam olarak nasıl kullanılacağını, nerede işe yarayacağını, insanın erdemlerini ve bu bilgiyle hem kendini hem de toplumu nasıl yöneteceğini adım adım inşa ediyor. Bu yönüyle burası soyut bir felsefe metni değil; tam bir işleyiş, tam bir yönetim kitabı. Benim olmasını istediğim dünyada her şey, problemlerin ve sorunların doğru oranda çözülmesiyle ilerliyor. Temelde kusursuz, geometrik bir doğruluk zinciri var: Doğru bilgi Doğru kişi Doğru yönetim Doğru problem çözümü. İşte her şeyin bir doğruluk üzerinden gittiği, kılavuz kargaların ya da grup içi fraksiyonların sesinin kısıldığı, o berrak aklın yönettiği bir dünya özlemi... Sanırım bu kitabı bu kadar çok sevmemin asıl sebebi bu. Peki, siz de bu kadar mekanik işleyen bir dünyada var olmayı ister miydiniz? Tüm sorunların doğru kişiler ve doğru yöntemler tarafından çözüldüğü, her adımınızın sağlam basamaklarla sağlamlaştırıldığı ya da doğrulaştırıldığı bir hayatta?.. Satır aralarında buluşmak dileğiyle.
Mutluluğun KazanılmasıFarabi · İş Bankası Kültür Yayınları · 20245,4bin okunma
O odanın içinde, o da onun içinde
Puan vermedi·208 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:01
Bahçıvan bahçe yapar, sonra kendisi de bahçenin bir parçası olur. Döngüde bahçe olarak devam eder, filiz, solucan, kök, çiçek…bahçıvanlık bir defaya mahsus. * Ölüm üzerine okuduğum en güzel eserlerden. Ölümü sunuşu ne büyük trajedi, ne de saygıdan dokunulmazlık atfettiğimiz o hâl var satırlarda. Samimiyet sadece, buram buram. Önce babamın, sonra annemin ölümlerini tekrar tekrar yaşayarak okudum. Burnumun direği çok az yerde sızladı ki istediğim bu. Kaybedilenin acısı zaten sadece küllenmiş ateş ve o küllere her fırsatta yelpaze tutulmasına ihtiyacımız yok. * Felsefe ekollerine atıflar var birkaç yerde, özellikle dikkatimi çekti. Stoacılıktan yapısökümcülüğe kavramları serpiştirmesi içeriği zenginleştiriyor. İyi okur olmayan iyi yazar olamaz işte. * Ölüme giden süreç, ölüm, ve sonrası. Tüm yaşamın kâh gülümseyerek, kâh özlemle, biraz isyanla, biraz merakla sorgulanışı…hepsi elde biraz daha tutma çabası aslında. * Komşu topraklar bize. K ültür benziyor. Baba bir Trakya köylüsü olabilir. Günlük yaşam da benziyor, espriler de, ölümden sonra kırkıncı gün gibi ritüeller de. Bulgar siyasi tarihine de dokunuyor arada, komünizmi eleştiriyor. Belene de geçti bir yerde. * Kolay dil, akıp giden sayfalar, dolu satırlar. Bir babayı en güzel ölümsüzleştirme ve en güzel onurlandırma.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şener Aksu/Annemin Romanı
Puan vermedi·278 syf.··
2026 32. kitabı
Şener Aksu/Annemin Romanı Çukurova’nın Yaşar Kemal’i varsa bizim de Şener Aksumuz var Bir anne düşünün, hem falcı,hem rüya yorumcusu, masal anlatıcısı. Her şeyden önce bu annenin kamanlar gibi mistik bir yönü var doğanın dilinden anlayan, kolay kolay pes etmeyen savaşçı bir ruhu var işte böyle bir annenin yaşamını anlatmaya çalışmış Şener abi, eminim ki bu anlattıkları %10 bile değildir çünkü bilirim bizim oranın kadınlarını. Roman buram buram Artvin kokuyor, Kah dağlarda gezerken, kâh çayır biçerken kâh çobanlık ederken bulursunuz kendimizi hem de canlı canlı içinde yaşayarak. Hikayenin sıcaklığı hemen sarıyor sizi ve içini alıyor bir masalın tadında , satırlar su gibi akıyor, bir çocuk merağı sarıyor yüreğinizi okurken. İçinde sosyolojik gerçeklerden izleri bulabileceğiniz bir roman özellikle 1960‘ların Türkiyesinin kırsal yaşamına dair izler , o ezilmişlik çaresizlik içinde direnişin umudunu görürsünüz Ayrıca köyden kente- kentten köye göç’ü anlatan 1960- 70 lerin Türkiyesini içinize çekiyorsunuz , zaman zaman dönemin toplumsal cinsiyet rolleri ,kadının toplumdaki yeri ve konumuna dair atıflarda bulunuyor . Bu bakımdan kitap toplumsal gerçeklik tarzında yazılmış bir kitap, her ne kadar biyografik bir kitap olsa da yazarın çocukluğuna dahil izler de barındırması bakımından otobiyografi tarzında da bir kitaptır Yani toplumsal gerçeklikle yazılmış, biyografik ve otobiyografik bir romandır. Yazar bir idealin peşinden koşmaktadır annesinin ruhu rahat etsin diye ondan kalan son hatırası -saçlarını - annesinin ruhunu da yansıtacak bir yer bulup gömmek istemektedir acaba yazar bu idealini gerçekleştiriyor mu? Şener Aksu aynı zamanda şair olduğu için bu özelliğini romanlarında da görmekteyiz, bu yüzden de, romanın içinde şiirlerine yer verirken, romanın şiirsel bir
Annemin RomanıŞener Aksu · Aydili Sanat Yayınları · 20262 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
FELSEFEYİ TAKDİMİMDİR (Felsefe Kitabı) COMTE-SPONVILLE 12 Mart 1952 Paris doğumlu, Fransız eğitimci ve filozof COMTE-SPONVILLE tarafından yazılmış, felsefenin temel konuları üzerine görüşlerini yansıtan değerli bir eser. Eserini tüm okurlara takdim ediyor. Savunduğu felsefi görüş daha çok Ateizm ve Materyalizm yönelimlidir. Üslubundaki samimiyet, dilindeki şeffaflık sayesinde Felsefe hiç bu kadar yakınımızda olmamış gibi hissettiriyor. Yazar kitapla felsefeyi ayağımıza kadar getiriyor. Hem de ayağa düşürmeden... Kitapta asıl yapılan işin özü, felsefenin değerini düşürmeden onu on iki temel kavramda sorgulamaktır: Ahlâk, Siyaset, Sevgi, Ölüm, Bilgi, Özgürlük, Tanrı, Ateizm, Sanat, Zaman, İnsan ve Bilgelik. Her bir bölümde bir kavramı ele alan ve bu kavramların gündelik ve sözlük anlamlarını, tanımlarını, bunlar üzerine yorum yapan filozofları inceleyen kitap kavramların düşünsel planlarını bilgi ve yorum düzeyinde vererek samimi bir üslup yakalıyor. Kitap hakkında yazarın görüşü şöyle: “Felsefeyi Takdimimdir’’ eğer birilerinde felsefeyi daha yakından tanıma arzusu uyandırırsa, o zaman boşuna yazılmamış olacak. Kitapta dikkatimi çeken bazı alıntıları aşağıya alıyorum. Kitabın içeriği ve yazarın üslubunu bunlardan hareketle tahmin edebilir ve kitabı bir an önce bulup okumak isteyebilirsiniz. Alıntılar: En ufak düşüncemiz bile, vücudumuzun, ruhumuzun, kültürümüzün izini taşır. İçimizdeki herhangi bir fikir; sınırlı, öznel, insanidir ve bu dedenle gerçekliğin bitmez tükenmez karmaşıklığına kesinlikle karşı gelemez. Doğru ispatlar olabilir, ama bu da kesin değil. (Pascal) Kanıtlar mı? Eğer kanıt olsaydı, inanca ihtiyacımız olur muydu? İspatlayabileceğimiz bir tanrı, hala bir tanrı olur muydu? Bilmemek cehalettir; bir şeye inanma hakkı ondan kaynaklanamaz. Ya da
Felsefeyi TakdimimdirAndre Comte-Sponville · Opera Kitap · 2022212 okunma
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Ölümün biyolojisi ve yaşamın anlamı arasındaki köprüyü müthiş bir kurgu ve güzel üslubuyla aktaran, ölümün sadece bir son değil, biyolojik bir süreç olduğunu hatırlatan ve bütün bunları sadece tıpla değil, felsefe, sosyoloji ve psikoloji ilede harmanlayarak aktaran yazarımızın bir çok akademik bilgiyle dolu bu kitabıyla Haki Okuma Kulübü vasıtası ile tanıştım. Planlanan online buluşma sonrası kitap hakkındaki duygu ve düşüncelerimi (her zaman ki gibi kendime notlarımı) buraya yazmaya çalışacağım.... Çok keyif aldığım beğenerek okuduğum bir kitaptı. Herkese keyifli okumalar dilerim.... " Zamanı durdurmanın yegâne yolu doğrudan gözlerine bakmakmış" " İşte en kötüsü bu oldu çünkü dirildikten sonra tekrar ölmenin acısı inanın hiçbir şeyde yok" " Yarım yüzyıldan fazla bir süredir varlığından haberdar olmadığın bir insanın içine esir düşmüştüm" " Uzaklaştıklarında vücudumdaki tüm hücrelerin ağladığına yemin edebilirim" " Yaşamın bu kadar ağır olduğu bir dönemde ölüm, insan için aranan bir sığınak haline gelmiştir" " Eğer karanlık etrafınızı sarmışsa asıl ihtiyacınız öğrenmenin ışığı olacaktır" " Ölümü tanımlamak istiyorsan önce yaşamı tanımlaman lazım"
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,815 okunma
Puan vermedi·536 syf.··
2026 44. kitabı
Kinyas ve Kayra, hayattan kaçmayı yolculuk sanan iki insanın karanlıkta birbirine çarpma hâli gibi başlar. Afrika’dan Amerika’ya, uyuşturucudan şiddete, boşluktan daha büyük boşluklara savrulurlar; ama asıl gidilen yer harita üstünde değildir. İkisinin de derdi dünyayı gezmek değil, kendi içlerinden mümkün olduğunca uzağa düşmektir. Ne var ki insan nereye giderse gitsin içindeki çürük bavulu da yanında taşır. Daha ciddi bakınca, bu anlatı bir “isyan güzellemesi” değil; isyanın da nasıl kokuşabileceğini gösteren kirli bir ayna. Kinyas ve Kayra düzenin dışına çıkınca özgürleşmiş olmazlar, sadece başka bir hapishanenin kapısını açarlar. Toplumun ahlakına tükürürler ama yerine koydukları şey de tertemiz bir hakikat değildir. Bazen başkaldırı, insanın kendi kendini yüceltmek için kullandığı havalı bir zehire dönüşür. Buradaki mesele budur biraz: çürümüş dünyadan nefret ederken, o çürümenin başka bir biçimine dönüşmek. İkisinin ilişkisi dostluk gibi görünür ama daha çok birbirini besleyen iki karanlık damar. Biri düşerse öteki de düşsün ister gibi, biri susarsa diğeri içindeki gürültüyü onun üstüne boca eder. Aralarında sevgi var mı, var belki ama sıcak değil; daha çok gece yarısı soğuk duvara yaslanmak gibi bir yakınlık. Birbirlerini anladıkları için mi yan yanalar, yoksa yalnız delirmek daha korkunç olduğu için mi, işte orası bilerek bulanık bırakılmış sanki. Dili en çok burada çalışıyor: cümleler bazen yumruk gibi, bazen kusmuk gibi, bazen de insanın alnına yapışan ateşli bir bez gibi geliyor. Temiz, parlatılmış, uslu bir anlatım yok; aksine kirini saklamayan bir akış var. Bu yüzden okurken yalnızca olaylara bakmıyorsun, kelimelerin nefesi de üstüne siniyor. Bazı satırlar “beni anla” demiyor, “dayanabilirsen bak” diyor. Güzel olan da biraz bu hoyratlık zaten; süslenmiş
Alıntı
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma