Metapolialektik: Mutlak Hiçlik'ten Mutlak sonsuza Yolculuk
Metapolialektik: Mutlak Hiçlik'ten Mutlak sonsuza Bir Yolculuk Cevat ORHAN Giriş: Parçalı Bilinçten Bütünsel Anlayış ​Bu felsefe, modern çağın parçalı düşüncesine bir cevap olarak, uzun ve derin bir felsefi tekamül sürecinin ürünüdür. Geleneksel yaklaşımların ötesine geçerek, bilimi, maneviyatı ve bilinci bir araya getiren yeni bir yol sunar. Metapolialektik yaklaşımı, varoluşu tekillikten çoğulluğa, ardından tekrar çoğulluktan tekilliğe uzanan dinamik bir döngü ve nihayetinde mutlak sonsuza giden bir süreç olarak açıklar. Bu tekamül sürecinde yaşanan bir paradigma değişimi ve sıçramanın sonucudur; varoluşun en temel sırlarını açığa çıkarmak üzere, döngüsel bir yolculuğun rehberidir. Bu makale, görünenin (zahir) ardındaki görünmeyeni (batın) anlamaya çalışan bütünsel bir arayışın temel prensiplerini açıklamaktadır. ​Evren, çizgisel bir hikayeden ibaret değildir. Başlangıcı ve sonu olan bir olaylar zinciri değil, her şeyin birbiriyle ilintili olduğu, "Tesadüf değil, tevafuk" ilkesiyle işleyen helezonik bir akıştır. Bu felsefe, monolektik (tekil düşünce) ve diyalektik (ikilikli düşünce) yapıların ötesine geçerek, polialektik ve nihayetinde Metapolialektik bir bakış açısı sunar. 1. Kaynak ve Nihai Gerçeklik Felsefenin merkezinde, varoluşun kaynağı ve nihai hedefi yer alır. Bu felsefede, Mutlak Hiçlik ve Mutlak sonsuz, aynı gerçeğin iki farklı kozmik halini temsil eder. Mutlak Hiçlik, her şeyin başladığı kaynak'tır. Kuantum fiziğindeki bir dalga fonksiyonu gibi, gözlemlenmeden önce tüm olasılıkları eş zamanlı olarak içinde barındıran saf bir potansiyel okyanusudur. Burası, henüz hiçbir şeyin tezahür etmediği, kaosun düzenle iç içe geçtiği, şekilsiz (amorf) ve düzlemsel olmayan yapının var olduğu bir fenomendir. Bu, yaratılışın "hiç"ten "bir şeye" dönüşmeden önceki
“… felsefede spekülatif bilgi yoluyla şu nokta kanıtlanır: us yani töz, sonsuz güç olarak bütün doğal ve tinsel yaşamın maddesidir; sonsuz form olarak da kendinde taşıdığı içeriğin gerçekleşmesidir; töz deyince, tüm gerçekliğin kendisiyle ve kendinde varlığını ve kalıcılığını kazandığı şeydir.” (Hegel)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
AKIL NEDIR ?
Akıl BILGI : Akıl ya da Us, felsefede kavram oluşturma ve bunlara göre hükmetme kapasitesidir. Bugün Batı'da bu kavramı, büyük ölçüde ussal anlayışla yüzleştiren, ancak algılamadan ayıran Alman filozofu Immanuel CEVABIM : AKIL FELSEFEDE KAVRAM VAR ETME YARATMA VE BUNLARA GORE HUKMETME KAPASITESIDIR BATIDA BU KAVRAM BUYUN COGUNLUKCA AKILSAL ANLAYISLA YUZLESTIREN UZLASTIRAN DURUMDUR
Genel Kültür, İdealizm, Materyalizm…
_Evrimsel Psikoloji_ _Beynimiz evrimleşiyor. Artık, mağara adamları gibi kadınların başına vurup saçlarından sürüklemek yerine kulaklarına güzel saçmalıklar, boş şeyler fısıldıyoruz. Çağ’a uyum sağlayamayan medeniyetsizler ise doğal seçilimle elenmeye başlıyor. _Evrimsel psikoloji, insanın sinir sisteminin doğurduğu davranışların evrimsel süreçlerin ürünleri olduğunu ileri süren bir ilkeler bütünüdür. İnsanın zihni ve davranışları bir takım tabii ilkeler doğrultusunda, rastgele değil belli bir amaca yönelik ve kendi içinde tutarlı şekilde oluşmuştur. İnsanın hangi psikolojik özelliklerinin, ne tür bir uyum geliştirdiğini, yani doğal seleksiyon veya cinsel seçilimin işlevsel sonuçlarını tespit etmeye çalışır. _Evrimsel psikologlar, insan davranışlarının birçoğunun, insanın atalarının yaşadığı çevre ve ortamlarda kendini tekrarlayan sorunları çözmek için evrilmiş olan psikolojik uyumların bir ürünü olduğunu savunurlar. _Erkek olarak bir yılda yüzlerce kadını hamile bırakabilme kapasitemiz varken kadınların bir yılda sadece bir kişiden genetik miras (çocuk) yapabilme imkanı olduğu için kadınlar seçici. Evrimin kadınlara dayattığı yılda bir kez çocuk doğurabilirsin o yüzden en sağlam güçlü adamı bul ve sakın ahlaksız olma. Eğer itibarsız bir kadın olursan tercih edilmeyebilirsin. Erkeğe, yürü koçum dilediğin kadar kadına sahip ol, en güçlü sensin. _Başarı, doğru eylemlerin sonucudur. _Evrimsel gerçeklik, ancak üreme ve hayatta kalma başarısına katkısı oranında önemlidir. Mantığımız, doğru olanı değil, uyum sağlayan kanıyı doğru bulmak üzere evrilmiştir. Hataların, geçmişte insanların hayatta kalma ve üreme başarısına sağladıkları faydalar dolayısıyla, günümüzde hâlâ var olan adaptif eğilimlerden kaynaklandığı”dır. __ _Çekicilik_ _Güzelliğin, bilimin inandığının aksine
Cumhuriyetin 100. Yılı
_Fizyonomi: Yüz Okuma Sanatı
_Schopenhauer: Fizyonomi bilimi, yüzden kişiliği okuma sanatıdır. Bir insanın çehresinin şekli şemali, ikiyüzlülüğün hakim olamadığı yegâne sahadır. Her insanının çehresi bir haritadır. Bir insanın çehresi, dilinden daha ilginç şeyler ele verir çünkü onun yüzü, söyleyip söyleyebileceği her şeyin özetidir. Dil bir insanın sadece düşüncelerini ele verir, oysa çehre tabiatın düşüncesini dışa vurur. Herkesi gözlemlemek zahmete değer bir uğraştır; konuşmak ise böyle bir zahmete değmese bile. Adi, bayağı ve sefil düşüncelerin, kaba, bencil, kıskanç, günahkâr arzuların her biri çehreye damgasını vurur ve bütün bu işaretler, kırışık ve lekelere dönüşmüştür. Bön ve budala kimseler, bir insanın dış görünüşünün hiçbir önemi olmadığını söylerler ama ruhla beden ilişkisisi, palto ile insanın kendisi arasındaki ilişki gibi olsaydı, gereksiz olurdu. Çözümlemeye öznellik karıştığında çözümlemeye çalıştığımız her şey karışır ve değişir. Çehre hakkında tamamen nesnel bir izlenim veren tam anlamında ilk bakıştır. Çehrelerin çoğu ne kadar da sefildir! Güzel ve entelektüel olanların dışında bir çehrenin duyarlı bir kimsede sarsıntıya benzer bir duygu uyandıracağına inanıyorum. _Öyle kimseler vardır ki çehrelerine hayvanlardakine benzer sınırlı bir akıl seviyesi gibi bayağılığın ve kişilik düşüklüğünün damgası vuruludur. Öyle ki insan nasıl olup da böyle bir çehreyle toplum içerisine çıkabildiklerine ve bir maske takmayı tercih etmediklerine şaşırır. Hatta öyle çehreler vardır ki tek bir bakış insanda kirlenme hissi uyandırır. _Sokrates şöyle der: “Konuş ki seni görebileyim.” Bizimle girdiği kişisel ilişki, meydana getirdiği yüzeysel bir büyülenmeyle önyargısız gözlemcileri bizlerden uzaklaştırır. Şöyle demek daha doğru olabilir: Konuşma ki seni görebileyim. _Beyin kadar büyük ve gelişkin
Edebiyat & Roman
ANLIK Anlama, düşünme gücü bilme yetisi kavramlarla düşünme yetisi. 1. (Skolastik felsefede) -> Duyum (sensatio), -> us (ratio), anlık (intellectus) basamaklanmasında en yüksek yere konulan düşünme ve bilme yetisi. // Usun duyumlarla alınan gereçleri kavramsal olarak işlemesine karşılık, anlık her türlü duyarlıktan bağımsız olan idelerin bilgisine vardırır. 2. (Skolastikten sonra) Usla bir tutulan, biçimleri, bağlantıları kavrama ve böylece bilgi ve görüş kazanma yetisi. 3. (Aydınlanmadan beri) Bilgi yetileri basamaklamasında ustan bir alttaki basamağa konulan düşünme ve bilme yetisi. // Bu yeti: a. kavramlar, kurallar, kategoriler, açık, somut düşünceler yetisi olarak b. ayırma, çözümleme, soyut düşünme yetisi olarak c. kılgılı yönden planlar yapan yeti olarak düşünülür. 4. Kant usun ve anlığın skolastikteki anlamlarını tersine çevirmiş, kavram kurmayı anlığa, ideler bilgisini de usa bağlamıştır. 5. Anlamaktan türetilmiş olarak: a. Anlam bağlamlarını kavrama yeteneği, b. Anlayış. kursunkalem.com/felsefe-terimi/...