Ben yedeğimde getirdiklerimi yürürlükten kaldırılmaya gayet edip yepyeni bir insan olmaya çabaladıkça önümdeki en büyük engel yine yedeğimde getirdiklerim olmaya başlamıştı.
Bazen nereden geldiğini bilmediğin bir huzursuzluk insana yapışıyor ve o huzursuzluğunun kaynağını aramaya başlıyorsun. Ararken daha da mutsuz oluyorsun. Çünkü ‘Neye üzülüyorum ben’ diye düşünmek ve üzüldüğün şeyleri aramak, hatta bu şeyleri bulmak bile başlı başına bir sıkıntıdır aslında.
Okuduğu okullar hayatı değil, sınavları öğrettin ona. Cevap şıklarını seçti. Kutucukları itinayla doldurdu. Cevabını bilmediklerini boş bıraktı. Her şey bitip mezun olduğunda hayat önüne boş bir kağıt koydu. Karşısında boş sayfayı görünce afalladı. Nasıl dolduracağını bilemedi. Ortada ne soru vardı, ne de cevap şıkları.
Sokağı geçip karşı kaldırımdan geri mi dönsem acaba? Bu kadar yeter gibime geliyor. Yeterince dazlak kafa, yeterince kuru, seçkin, silik insan yüzü gördüm.