Ozan bir kere de omuzumu öpüp saçlarımdan tutamlar ayırıyor. Sesime neşe karışıyor; "Örecek misin?" diye soruyorum. Sesinde aynı neşeden buluyorum. "Sonsuza kadar senin saçlarını öreceğim." Papatya tarlasındayız sanki, bir yerlerde bizi izleyen tilkiler de var mıdır?
"Ya bir de kızımız olursa?" diyorum o neşeyi yitirmeden ya da gizlemeden. Kısacık bir an susuyor. Göz ucuyla bakıyorum, yüzünde keyif kol geziyor. Hayalini kurduğu besbelli. Son sözü "Sonsuza kadar saçlarınız bana emanet," oluyor.
Alnını omuzuma yaslıyor. Usulca saçını okşuyorum, bir süre bunun tadını çıkarıyor. Başını kaldırırken, "Çarşıdan aldığımız şu kuşlar..." diyor. "Dükkandayken kuşları salona asıp asamayacağımızı sorduğunda bir an duraksadım. Anladın zaten. İlk kez o eve bir şey almaktan bahsettin Bahar. İlk kez evi annemin ya da benim evim gibi görmekten bir adım öteye gittin. İlk kez müşterek hayatımızın duvarına bir şey asmak istedin. Ben bir imzanın derdinde değilim. Ömür denilen şeyin her parçasını paylaşmanın derdindeyim. Hak ettiğimiz mutluluğun peşindeyim. Ne bir eksik ne bir fazla."
İlk kez Ozan'la tatil yapıyoruz. Geçmişte yazık ettiğim şeylerden biri de telefon ekranında Oktay'ı izlediğim bütün zamanlar. Oysa izlediklerimin pek çoğunda Ozan da vardı. Ama bakış açısı dedikleri şey mühim. Çünkü ona hep yemeğin yanındaki garnitür muamelesi yaptım. Ah ama ne sa-blaklık. Oysa birazcık dikkatli olabilsem neyi görürdüm biliyor musunuz? Bütün o iğrenç insanların içinde gülüşü gerçek olan tek insanın Ozan olduğunu, güzel olan her şeyin ondan çıktığını ve ona döndüğünü.
Kendini anlattı bana. Ben de anlattım. Bir sonuca varmak için değil bir yola çıkmak için gerekliydi bu. Güçsüz zannettiğim kadının nasıl güçlendiğini gördüm. O ise mükemmel sandığı adamın korkularını fark etti. Aşı olduk sanki. Şimdi korkmadan yürümek daha kolay.
Nazar denilen şeye inanmam. Ama evin her bir yerine boncuklar asmak, birilerine kurşun döktürmek, en olmadı soğana sarımsağa sarılmak iste-dim. En sonunda tavana bakıp "Allah'ım çok mutuyum," derken buldum kendimi. "Allah'ım bizi ayırma, lütfen. Tamam mı? Lütfen." Konuşmamı "Teşekkür ederim," diyerek bitirdim. Bu kadar.