9.5 aslında ama Roseleen hatırına 10 yaptım... Şunu itiraf etmeliyim ki İtiraz'ın merak öğeleri bir tık daha fazlaydı, ama bu kitabı keyifle okumamı sağlayan o ufaklıklar da işin içine eklenince daha çok tat aldım diyebilirim. İtiraz'da Jake'in gizemli halleri merak uyandırıyordu ve o bitince hemen bu kitaba başladım. Serinin herkes tarafından en sevilen kitabı sanırım. Kitap erkek karakterin ağzından anlatılıyor, aslında Chelsea'den de okusaydık onu daha da çok benimseyebilirdik ve bu daha güzel olabilirdi ama Jake'ten okumak da iş gördü. Jake ilk kitapta da okuduğumuz gibi tek gecelik ilişkileriyle ve yalnızlığıyla mutlu, çocuk sevmeyen bir adam. Hayatındaki tek önemli insan annesi ve onu o yapan Yargıç. Yargıç'la ilişkileri güzeldi, ona olan vefasına hayran kaldım. Chelsea ile tanışmaları ve sonrası tam bir curcunaydı. Çocuklardan nefret eden Jake'in onlarla bağ kurmalarına an ve an şahit olmak kalp ısıtıcıydı. Roseleen ve Jake'i okumaktan ayrıca keyif aldığımı söylemek isterim, favori ikilimdiler resmen. Roseleen o kadar bıcır bıcır, canlı, sevgi dolu ve en sevdiği renk olan gökkuşağı gibi bir karakter ki her sahnesini bayılarak okudum. Regan'ı söylemezsem olmaz, o her "Melaba" dediğinde istemsizce güldüm. Bütün McQuaid ailesi beni çok eğlendirdi, kitabı şimdi hangi çocuk başına bela açacak diyerek okudum resmen. Ama Riley, One Direction'ın Beatles'dan iyi olduğunu iddia ettiği anda onunla bir uzaklaştık, neyse ergenliğine veriyorum bu hatasını. Kitapta ara ara Stanton ve Sofia'yı okumak da çok hoşuma gitti, hele sondaki mutlulukları keşke kendi kitaplarında daha ayrıntılı okusaydık bunları delirtti. Ama yazar çiftler arası geçişi böyle veriyor belli ki. Jake ve Chelsea'ninkini de belki Brent'in kitabında görürüz.
Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına...