(Dört yıl boyunca bana meydan okuyan
kemik tümörü hastalığına ithaf ediyorum)
Bir zamanlar bedeninde bir sessizlik büyüyordu;
Adı konmuş, korkusu derin, gölgesi uzundu.
Zaman sanki içinden geçmeden duruyordu —
Her nefes, bir sınav; her gün, bir meydan okuma.
Ama sen...
Sen kabullenişle değil, cesaretle yürüdün.
Hücrelerine sızan acıya rağmen
Ruhunun dokunulmamış yerlerinde ışık sakladın.
Bir sabah, o karanlığın içinden bir filiz yeşerdi.
Ne bir zafer çığlığı attı,
Ne de yüksek sesle konuştu.
Sadece “buradayım” dedi —
Hayatın en sade ama en güçlü haliyle.
Şimdi iyileşiyorsun...
Yaraların kabuk bağladı,
Ama asıl iyileşen, sadece bedenin değil —
Kalbinin o kırılgan ama dirençli sesi artık daha gür.
Şimdi daha derin, daha gerçek bir “yaşıyorum”
Daha kıymetli bir “ben buradayım.”
Çünkü sen, karanlığı tanıdın
Ama onun içinde kaybolmadın.
“Zihnimde kopan fırtınalar soldurur ruhumun bahçesini…
Ama her yağmurdan sonra yeniden yeşerir içimdeki sessiz cennet,
Daha güçlü, daha inatçı bir çiçek gibi.”