Filistin’de yaşanan acıyı, adaletsizliği bir yahudi yazardan okumak ilginç. Bu da zulmün her insan için kabul edilmez olduğunu bir kez daha hatırlattı.
12 yaşındaki Ahmed Hamit babası İsrail askerleri tarafından tutuklanınca ailenin tüm sorumluluğunu üstlenir. Küçücük yaşına rağmen şuan Filistin’deki tüm çocuklar gibi omuzlarında koca bir yükle mücadeleye girişir.
Zeki bir öğrenci olduğu için ona inanan babası ve öğretmeni sayesinde üniversiteye girer. Daha sonraları dostu ve meslektaşı olacak hocası Şaron’un zorbalıklarına katlanmak zorunda kalır. Onun kaba kuvvete karşı bilime olan inancı ve sağduyusu sayesinde Nobel’e kadar süren yaşamını okumak hem üzdü hem de çok mutlu etti.
Kitapta yazar sağduyulu bir yaklaşımla siyasi bir taraf tutmadan Filistin’deki adaletsizliği Ahmet Hamit’in mücadelesi ile vermiş.
Okurken bu kadarı da pes dedirtecek politikalar canınızı sıkıyor. Kitap geldiğimiz bu çağda insanlara yapılan bu zulme duyarsız kalmanın vicdani ağırlığıyla sizi baş başa bırakıyor.
Merkezinde insan olan her işin hem acı hem soylu olması ne kadar kötü. İnsan gittiği yere güller de ekebilir, acılar da götürebilir. Dünyanın geçici hevesleri uğruna birçok cana kıymak da sanırım hırs dolu duygudan yoksun yüreklerin işi