Çok yönlü bir yazar olan Fikret Ürgüp kendine has üslubu ile kitapta 12 öykü ile karşımıza çıkıyor.
Kitapta ilgimi çeken öyküler Aşı, Çivili Sandıklar ve Deniz Gözlü Kadın oldu.
Aşı oykusunde askerler ve siviller arasında yayılan bulaşıcı bir hastalık yayılır ve bunu tedavi etmek için bir doktor gönderilir. Fakat doktor sanıldığı gibi hastalığı iylestirme çabasında değildir. Öykünün sonunda "şeytanın kurnazlığı ortadan çekilmiş görünmesi değil mi? " cümlesi doktoru en iyi anlatan cümle.
Çivili Sandıklar öyküsünde de "Bizden sonra geleceklere mesajımız bu kadar kalmıştı. Çivili Sandıkları sonradan açacaklar bizi bağışlasınlar." cümlesi en çok hoşuma giden nokta oldu.
Deniz Gözlü Kadın öyküsü ise evliliğinde istediğini yakalayamamis bir adamın hayal kırıklıkları anlatılmış. " Ne yapsam ona dokunmuyordu. Sanki ben yokmuşum gibi. Karım bana yok adamın hayatını yaşattı. " sözleri adamın hayal kırıklıklarını en iyi özetleyen cümleler.
Cengiz Aytmatov kalemini sevdiğim yazarlardan. Daha önce Gün olur Asra Bedel, Beyaz Gemi kitaplarını da okumuş çok etkilenmiştim. Bu kitabı da okurken daha önceki duyguları yaşadım. Boğazım düğümlendi, gözyaşlarıma hakim olamadım. Aytmatov kitaplarında yaşadığı coğrafyayı, insanları ve insanların kaderini ustalıkla işler. Bu nedenle kitaplarını okurken yazarın dili sanki bir dostunuzun derdini dinler havası verir.
Kitaba dönecek olursak yine bir savaş ve yitirilen umutlar, hayaller... Yaşlı Tolgonay' ın bir köyde kocası Suvankul, oğulları ve geliniyle verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. Tolgonay üç oğlunu ve kocasını savaşa gönderir. Tazecik gelini Aliman ile bir başına yaşamaya çalışırken savaşın acımasızlığı karşısında dimdik durmak için çok gayret sarfeder.
Savaş yine derin acılarla birçok yuvaya ateş salmaktadır. Savaşın acımasızlığını şu sözler çok iyi özetliyor.
"- Bari ben, oğlunun yolunu böyle gözleyen anaların sonuncusu olsam... Allah hic kimseye demir rayları kucaklatmasın, hiç kimsenin başını traverslere vurdurtmasın."
Kitaptan alıntılar;
"Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, cevremizle, cevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor."
" İşte o anda anladım ki bir ananın mutluluğu, milletin mutluluğundan doğuyor, aynı kökten olan ağacın dalları gibi bir kökten geliyor. Kaderi de onun kaderi ile bir oluyor."
" Hal bir denizdir. Derin yeri de vardır, sığ yeri de..."
" İyilik, yola düşen, yoldan toplanan bir şey değildir. Tesadüfen ele geçen bir şey değildir. İnsan iyiliği ancak başka bir insandan öğrenir."
" Bir insanın kaderi, dağdaki patika gibidir: Bazen çıkar, bazen iner, bazen de dibi görünmeyen
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,8bin okunma
Sovyetler Birliği' nin akla gelen ilk yazarlarındandır. Sovyet tarzı yaşamı ve bürokrasiyi kendine has bir üslupla eleştiren yazar bu kitabinda da eleştirilerini sürdürmüştür. Kitapta on bir aydır Genel Kibrit Malzemeleri Merkez Ofisinde çalışan Korotkov'un bu işte uzun yıllar yaşayacağı hayalinin bir yanlış anlaşılma sonucu nasıl yerle bir olduğunu görüyoruz. Korotkov işini tekrar geri alma çabasıyla gittiği her devlet dairesinde adeta bir şeytan kılığındaki engelleyicilerle karşılaşıyor. Kitapta Koroktov 'un koşuşturması sizi adeta yoruyor. Ben okurken sanki bir kabusun içindeyim, birazdan kahraman uyanacak ve her şey son bulacak hissiyle doldum.
Kitabın sonundaki "Ölmek,rezillikten daha iyi!" sözü o dönemi en güzel şekilde özetleyen cümleydi bana göre.