Ancak bazı insanlar sürekli bir şeyler vererek kendini kabul ettirme ya da tam karşıtı diğer insanlarla ilişkilerinde asalak bir yaşantı sürdürme eğilimindedirler. Temelde bu tutumlar arasında bir fark da yoktur çünkü sürekli ve ayrım yapmaksızın vermenin gerisinde kişi diğer insanları kendisine bağımlı kılarak kendi bağımlılığına doyum sağlar.
Kendisiyle uyum halinde olan bir insan başkalarına dostça yaklaşır ama gereğinde onlara karşı çıkar ve haklarını savunmak için savaşır bazen ise yalnız kalmayı yeğler.
Düşmanca duygular taşıyan bir insan bilinçli düzeyde insanlar tarafından kabul edilmeyi isterken bilinçaltında bunun gerçekleşmemesini ister. İlk bakışta bu çelişki yadırganabilir ama düşmanca duygular taşıyan bir insan gerçekten kabul edildiğini fark ettiğinde “istenmediğimi zaten biliyordum.” senaryosu da geçerliliğini yitireceğiniğinden düşmanca duygularıyla yüzleşmek zorunda kalır ve bu kez suçluluk duyguları yaşar.
Dış ilişkilerinde Kızgınlığını bastıran kişi tepkilerini aile üyelerine yöneltebilir. Bu nedenle dostluk ilişkilerinde sevecen ve yumuşak başlı olmasına karşın evinde hiddetli ve hırçın olan kişilere oldukça sık rastlanır.