Aslıhan

Aslıhan
@ferdayigaram
"Savaşın gerçek bir kazananı yoktur"
Puan vermedi·225 syf.··
2023 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2023 17:48
Uzun zamandır beni böylesine sarsan bir kitap okumamıştım. Savaşları, eğitim hayatımız boyunca kitaplardan tarih içinde kronolojik bir hadise olarak okuyup öyle algıladık. Kim kazandı, kim kaybetti, sonuçları nelerdi vesair... Savaşı sadece yaşayan kişilerin anlayabileceğini fark ettim. Savaşın içine düşmüş 19 yaşındaki bir delikanlının gözünden anlatılıyor hikaye. Zafer ve vatanseverlik naralarıyla çıkışan yolda düşmanın yanı sıra, açlık, iklim, korku ve vicdanla da savaşılıyor. Bir savaş yaşamış kimsenin, bir daha asla eski kişi olamayacağı kesin. Yayınevi tercihinizi de iyi yapmanızı öneririm. Kitaptaki yazım yanlışları okuma ahengini bozuyordu maalesef.
Savaş
Batıda Yeni Bir Şey YokErich Maria Remarque · Dorlion Yayınevi · 20184,043 okunma
Reklam
Puan vermedi·463 syf.··
2020 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2020 23:58
Kitap bana geçen Mayıs ayında okuduğum Halide Edip'in Ateşten Gömlek eserini çok anımsattı. Ikisinin de dönem eseri olmasının yanında Ateşten Gömlek'ten farklı olarak Esir Şehrin İnsanları'nda hikaye tamamen Istanbul'da geçiyor. Anadolu'daki mücadele gazetelerdeki haberlerden ibaret. Payitahtta verilen ise bambaşka bir mücadele... Belki de bu kitabı okuyana kadar Milli Mücadele'de Istanbul'un halini aklıma hiç getirmemiştim. Benim için Milli Mücadele denilinde hayalimde canlanan Ankara, Eskişehir, İnönü, İzmir vs idi. Oysa Istanbul da sessiz sedasız kalmamış, içten içe kaynayan bir volkan gibi patlama anını beklemiş. Hem de dostun düşman, düşmanın da dost olduğu bir çağda... İşgal kuvvetleri bir yana, manda yanlısı Türkler ve hafiyelerle yapılan bir savaş... Ana karakter Kamil Bey etrafında dönen olaylardan çıkardığım bir şey varsa o da aydın kesim ile halk arasındaki uçurumun derinliğinin o zamandan bu zamana değişmediğidir. Kâmil Bey, bir paşaoğlu olarak harp yıllarında güzel eşi Nermin ile birlikte dünyayı gezerken, yazıp çizerken, kendi ülkesindeki felaketlerden bihaber olduğunu fark ediyor. Bu farkındalık bana kalırsa biraz da maddi durumunun kötüleşmesinden ileri geliyor. Milli şuuru yüksek insanlara baktığımızda genelde yoksul kesimden olduklarını görürüz. Çünkü kolektif yaşama yatkınlık yoksullarda daha fazla. Zengin insanların daha bireyci bir yaklaşımları olduğunu düşünüyorum. Kâmil Bey de bu düşünceme güzel bir ispat. Her neyse, nedeni çok mühim değil. Bu fark ediş ile kendi hayatında yeni bir sayfa açıyor karakter. Buradan sonra da olaylar gelişiyor. Kitapta bir diyalog var ki benim hep düşündüğüm bir gerçeği tartışmakta : "Osmanlının son dönemde yaptığı ıslahatların neden başarısız olduğu" Tepeden inme bir anlayışla halka getirilmek istenen yenilikleri,
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 201913,3bin okunma
9/10
·102 syf.··
2020 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2020 01:58
Uzun bir aradan sonra bu hafta ilk defa ihtiyari olarak bir kitap seçip okuyabildim. İlk olmak için iyi bir tercih yaptığımı düşünüyorum. Steinbeck'in daha önce Fareler ve İnsanlar kitabını okuyup çok etkilenmiştim. İnci de aynı şekilde oldu. Baş kahramanlar Kino ile Juana kızılderili evli bir çift. Hikâye de, her şey olağan akışında ilerlerken çiftin çocukları Coyotito'yu akrep sokmasıyla olay bambaşka bir yere evriliyor. İnci bulunuyor, uğurlar, türküler, kaçışlar, dönüşler... Her şey çok detaya bürünmüş. Battaniyenin pürüzlü dokusunu hissettim, ateşin üstündeki çöreğin kokusunu duydum, sıska köpeğin hırıltısını da... Benim bilhassa dikkatimi çekense, yazar kişilikleri çok detaylı oluşturmuş ve betimlemiş. Kitabı okurken Kino ile tanışmışım ya da sokağımda oturan bir komşum imiş gibi hissettim. Kişilikleri oluştururken de, etnik kökenlerinin genel özelliklerini yansıtmayı ihmal etmemiş. Kızılderililerin saf ve cehaletle örülmüş düşünce tarzını Kino ve Juana' da, sömürgeci Avrupalıların tarzını ise doktor ve benzeri kişilerde somutlaştırmış. Tek tipleştirildiği için eleştirilebilse de, yazarın amacının öğretici bir nitelik taşıdığı ortada olduğundan "istisnalar kaideyi bozmaz" diyerek bu durum göz ardı edilebilir. Yoksulluğun, işsizliğin, sömürülmüşlüğün anlatılabilmesi için belki de bu lazımdır zaten? Son olarak, mutlu sonla biten bir hikaye olmadığını belirtmem gerek. Ama en vurucu sonlar da hep mutsuz olanlar değil midir?
Edebiyat
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma