*Philtatos Yunanca en sevgili anlamına geliyor. Kitapta Akhilleus Patroklos için kullanmıştı.*
Bir yarı tanrı tahayyül edin. Soyunun, Yunanların en iyisi olarak nitelendirilen bir Aristos Achaion. Akhilleus.
Doğduğundan itibaren gücünün ve kehanetinin farkında olarak yetiştirilen bu olağanüstü savaşçının hikayesi Homeros'a dayanıyor. Ve yazar Madeline Miller tıpkı diğer kitabı Ben Kirke'de olduğu gibi kalıpların dışına çıkarak alışılagelmiş İlyada'ya farklı perspektiflerden bakmamızı sağlıyor.
Ve hakkında nice teorilerin öne sürüldüğü, Aşil'in bazen dostu, bazense kuzeni olarak anılan, Akhilleus'un tek ve büyük aşkı: Patroklos.
İşte kitabımız birbirlerine tutkuyla bağlı iki gencin, sonu baştan belli olan aşk hikayelerini konu alıyor. Kapağı açtığınızda, şöhretin bedeli olarak erkenden yaşamını yitirecek olan Akhilleus'a körükörüne aşık Patroklos ve ondan hiç aşağı kalır yanı olmayan Akhilleus'un yakıcı büyüsünün serüvenine kapılan bir kişi olmaktan alamıyorsunuz kendinizi.
Bu iki aşığın tesirini üzerinden uzunca bir süre atamayan bir okur olarak tavsiyemdir.
"Çağlar geçer, üstümüzde takımyıldızları dönüp durur, ayla güneş her zamanki yollarını bitkin takip eder ve biz, biz felakete uğramışlar, biz sevdiğinden ayrı düşmüşler aşkın içimizi titreten şarkısı kulağımızda, huzursuz yatarız düştüğümüz yerde."
Akhilleus'un söylediği bir şarkı kadar güzel okumalar dilerim :)