“…Şimdi, ellerimi uzatmış, avuçlarım boş, istiyorum. Hiçbir şey yok ellerimde. Sadece istiyorum. İstediklerim var, sonsuz. Bir de ellerim, fakir mi fakir, sınırlı mı sınırlı. Elimde olanlar ise verilmiş. Benim değil hiçbiri. Hepsi de elimden çıkıp gidecek. Bomboş kalacak avuçlarım.
Demek, elimde olan tek şey avuçlarım. Ama onlar da verilmiş değil mi? Tâ isteyeyim diye, verilenleri alayım diye. Yoksa isteyemezdim de, alamazdım da. Demek, avucumu elime Veren, istememi istemiş…”