“Ne güzel bir şeker portakalı fidanıymış bu! Hem bak, dikeni de yok. Pek de kişilik sahibiymiş, şeker portakalı olduğu ta uzaktan belli. Ben senin boyunda olsaydım başka şey istemezdim.”
“Ama ben büyük bir ağaç istiyordum.”
“İyi düşün, Zezé. Henüz gencecik bir fidan bu. Bir gün koca bir ağaca dönüşecek. Seninle beraber büyüyecek. İki kardeş gibi iyi anlaşacaksınız. Dalını gördün mü? Bir tanecik dalı olsa da sanki özellikle senin binmen için hazırlanmış bir ata benziyor.”
"Ben de en az aşk kadsr saçmayım... Aşkın kaç yüzü, kaç hali vardır? Stefanla Ayşe'nin aşkı gibi bir çeşit köpeklik midir, yoksa ancak rüyalarda rastlanılan bir mucize mi? Profesör Numan'ın inandığı gibi çözümsüz bir problem midir, yoksa Ceren'in sandığı gibi bir yanılsama mı?"
Kitap o kadar güzel ki tek bir gecede okuyup bitirmek isteyebilirsiniz. Ahmet Ümit, her kitabında olduğu gibi yine mükemmel bir kurgu işlemiş. Polisiye roman sevenlere tavsiyemdir.