Tutkular konusunda onların merkezinin beyinde olduğunu söylemeniz oldukça paradoksaldır. Ben derim ki, tutkular bedene ait oldukları ölçüde asıl merkezleri kalptedir, çünkü kalp onların değiştirdiği başlıca organdır; ama ruhu etkiledikleri ölçüde de merkezi sadece beyindedir, çünkü ruhun doğrudan yalnızca beyinle etkilenmesi mümkündür. Kısacası kalp tutkuların fizyolojik nedeni olarak önemli bir rol oynar ama ruh onların etkilerini yalnızca kendi işlerini doğrudan yerine getirdiği beyinde hisseder.
Çocukça, saf, temiz ve masumiyet ile beslenmiş bir aşkın kendini tanımadan taparcasına bir insana duyulan muazzam aşk hikayesi. Hani o ilk aşkların yeri başkadır ya, işte tam olarak bir kadının benliğinden vazgeçerek o ilk yürek çarpıntısına nasıl da sürüklendiğine şahitlik ediyorsunuz.
Aslında her ne kadar aşk romanı görünse bile derininde ciddi psikolojik nedenler yatmaktadır. Ve bu neden de yazarın da dediği gibi; “Çünkü yeryüzünde hiçbir şey bir çocuğun fark edilmeyen sevgisine benzemez.”
Fark edilmemek en büyük yara. Sevgiyi, benliği saramamak en büyük iz. Ve onu hep başkalarında ararız...