7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2025 92. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 22:49
MERAL ve FERDİ anneleri MELEK hanım ile trenle İstanbul'a gelirken yolda annelerinin ani ölümü ile şok olurlar ,bu olaya şahit olan öğretmen MÜNEVVER hanım iki çocuğu yanına alır ve yaşadığı Kantarcı ailesinin çiftliğine getirerek çocukları burada büyütmeye ve yetiştirmeye başlar.Çiftlikte kantarcı ailesinden ,kocası önceden vefat eden FERDANE hanım, oğlu KENAN kızı ZERRİN ,yeğenleri ŞERMİN yaşamaktadır.Meral ailesinin geçmişini ve kaldı ise hayatta akrabası varmı diye yıllar içinde hep düşünür ,büyüyünce mutlaka araştırma yapmak tek arzusudur kendisine ve kardeşi ferdiye bir besleme gözü ile insanların bakmasını istemiyor ve hep bir mağrur ifade ile yıllarını geçiriyordu.romanin sonunda yazarımız bize bu iki kardeşin geçmişi hakkındaki sırları tüm gerçekliği ile bizlere aktarır. Benim görüşüme göre Kerime NADİR ile birlikte yazarımız MUAZZEZ TAHSİN BERKAND Cumhuriyet dönemimizin en usta kalemlerinden ikisidir .sevgiye,merhamete,iyiliğe ,aşka muhtaç ve ihtiyacımız olan bugunlerimizde lütfen bu iki yazarımızı okuyun okutturun.Tesekkurler.
Alıntı
Mağrur KadınMuazzez Tahsin Berkand · İnkılâp ve Aka Kitabevleri · 197442 okunma
10/10
·108 syf.··
2025 14. kitabı
Dönemin saçma ama gerçekten olan adetlerini en iyi yansıtan kitap olduğunu düşünüyorum. Adet adı altında kadınları kafese sokma düşüncesi ve erkeklerin zihniyetini değiştirme girişiminde dahi bulunmamaları beni bugünde bile hâlâ çok sinirlendiriyor. Değişmesi gereken erkeklerin zihinleridir. Kadınları kafese koymak hiçbir şekilde çözüm değildir. Kadın diye ayrıştırılan kişiler de insandır. Zihinlerin nasıl düşünüyor gerçekten anlam veremiyorum. Bir de Osmanlı döneminde o kadar farklı çeşitli kültürle birlikte yoğrulmuş bir kültür olması gerekirken nasıl oluyorsa Türklerin (?) yaşadığı adetler resmen insanı insan dışı bir muameleye maruz bırakmaktadır. Benim okuduklarımdan anladığım budur. Özellikle bu kitabı lisede okumuş birisi olarak bu kitabın çocukların lisede okutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu kitapta adet adı altında işte kadınları kafese koymak, şu yaşa geldin artık eve kapanacaksın ferace giyeceksin gibi söylemler daha zihin de sorgulama yapamayan kişiler için doğru olarak kabul edilebilir bir bilgi oluyor. Ve Türkiye’deki koşullarda genç neslin sorgulama yapmadığı göz önünde bulundurulduğunda, bu kitabın okunmaması taraftarıyım.
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·206 syf.·
2025 115. kitabı
İzlediğiniz için teşekkürler! Vartan Paşa’nın Akabi Hikâyesi, Osmanlı döneminde yazılmış olmasına rağmen bugün bile şaşırtıcı derecede modern ve canlı fikirler barındırıyor. Öncelikle şunu fark ettim: Ben romanı Ermeni hayatını anlamak için okudum ama romanın sonunda anladım ki “Ermeni hayatı” diye sabit bir tablo yok. Aksine, toplumlar çok akışkan ve esnek. Ermeni aileleri de, Katolikler de, Osmanlı toplumunun genel sosyal yapısı içinde neredeyse birbirine benziyor: kadınlar ferace giyiyor, evler haremlik-selamlık düzeninde, sosyal hayat ortak değerler üzerinden şekilleniyor. Başlıklar hâlinde romanın güzelliklerini ve tespitlerimi paylaşmak gerekirse: ♡ “Akabi” ve isimlerin anlamı Akabi ismi Ermenice kökenli ve Yunanca agape (sevgi) kelimesinden geliyor. Yani adından itibaren romanın kalbinde aşk var. Bu bir "Aşk Hikayesi!" Erkek karakterlere “ağa”, kadınlara “dudu” denmesi de çok güzel bir Osmanlı-Ermeni kültürü detayı. “Ağa”, saygın erkek; “Dudu” ise olgun, saygın kadın anlamında, tam da romanın evrensel ama yerel dokusunu gösteriyor. ♡ Mezhep farklılıkları ve aşk Romanın aşkı “imkânsız” olarak sunması tamamen dönemsel ve toplumsal bir gerçeklikten kaynaklanıyor: Ermeni (Apostolik) Akabi Dudu ve Ermeni (Katolik) genç Hagop Ağa farklı kiliselere bağlı. Ermeniler etnik olarak bir kavim, ama roman bize gösteriyor ki “Ermeni” derken aslında kiliseye bağlı bir cemaatten bahsediyoruz. Mezhep farkı, o dönemde ailelerin ve toplumun duvarları demek. Bu yüzden aşkları imkânsız. Ama Vartan Paşa cesurca bu duvarları sorguluyor, “Aşk kimlikten büyüktür” diyerek adeta modern bir manifesto sunuyor. ♡ Çağdaş fikirler Romanın en etkileyici taraflarından biri, dönemine göre inanılmaz çağdaş fikirler içermesi: * Eşlerin birbirini seçmesi * Mezhep farklılıklarının aşkı
Akabi HikayesiKolektif · Çizgi Kitabevi · 20231 okunma
8/10
·462 syf.··
2025 65. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 22:46
FERACE apartmaninda yasayan oniki hanenin birbirleriyle olan ilişkilerini anlatan yazarımız, apartman sakinlerinden avukat Nazmi bey ve çocuk felci geçirmiş genç oğlu Suat ile aralarındaki güzel bağın kitabın sonundaki finalde üzücü sonu ile noktalanmasi hiç olmadı .
Alıntı
Bir Çatı AltındaKerime Nadir · İnkilap ve Aka Kitabevi · 197930 okunma
Bilim ve Hurafe Arasında Bir Aşk
Puan vermedi·160 syf.··
2025 21. kitabı
Uzun zamandır okumak istediğim ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığım ve sonunda okuyup bitirdiğim bir kitaptan bahsetediğim, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç adlı eserine ilişkin inceleme yapmak istedim, bu inceleme kapsamında sadece okuyup da anladıklarımla kalmayıp, bu kitap ile alakalı olarak yapılan incelemelere ilişkin makalelelere de değineceğim, ülkemizin 1910 yılına yani İstabul’a gidiyoruz, bir hayal kursam halley kuyruklu yıldız dünyaya yaklaşıyor ve ve şehirde büyük bir panik, bu sefer de Eyvah dünyanın sonu mu geldi ? korkusu sarmış herkesi, işte burada yazar, bu büyük atmosferi yani bilinmeyene karşı duyduğumuz o kadim korkuyu söylentilerin gücünü bundan yaklaşık 100 yıl öncesinden yazmış, Hüseyin Rahmi Gürpınar. 1864-1944 arası yaşamış. Müthiş üretken bir kalem. İnanılmaz bir gözlem gücü var, İstanbul'un sokaklarını, insanlarını, o dönemin çalkantılarını sanki bir kamerayla kaydediyor gibi ama bunu yaparken mizahı hiç eksik etmiyor. Gerçekçi, hatta natüralist diyebilirim, Onun sanat anlayışı da önemli burada. Ahmet Mithat Efendi gibi halk için sanat diyor. Yani o Servet-i Fünun'un daha seçkinci "sanat için sanat" tavrından oldukça uzak. Yazarın en büyük isteği edebiyatı sokağa indirmek, halkı edebiyat ile aydınlatmak, cehaletle o batıl inançla tamamen savaşmak istiyor, bu yaklaşım da diline yansıyor, aslında o dilin içerisinde ağdalı süslü bir dil kesinlikle yok, kahramanlar kendi doğal ağızlarıyla konuşuyorlar, Sanki gerçekten o mahalle kahvesinden ya da kadınların gün toplantısından fırlamış gibi diyaloglar. bu sadece gerçeklik katmıyor. Aynı zamanda o karakterler arasındaki çatışmayı, gerilimi de besliyor ve okuması çok keyifli hale geliyor bu yüzden. Yazarın özel hayatında da ilginç şeyler var. Mesela "Cadı" romanı
Edebiyat & Roman
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Erasmus Yayınları · 201925,7bin okunma
9/10
·120 syf.··
2025 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2025 11:13
Reşat Ekrem Koçu’nun kalemiyle tanışmak bir nevi zamanda keyifli bir yolculuğa çıkmak gibi. Bu kitapta ciddi tarih kitaplarında yer bulamayacak kadar acayip ama bir o kadar da gerçek olaylarla karşılaşıyoruz. Kitapta anlatılan vakalar gerçekten insanın aklını alıyor. Bazıları öyle absürt ki “yok artık” diye şaşkınlıkla okuyorsunuz. Mesela Maymunkeş Abdülkerim Efendi diye biri var ki, “Maymun fuhşa alet oluyor” diyerek zavallı hayvanları idam ettirmiş! Evet evet, bildiğiniz maymunlar asılmış. Bir diğer ilginç vaka da bahriyelilerin maaşlarının gemi enkazı olarak ödenmesi. Başta inanılmaz geliyor ama sonra öğreniyorsunuz ki o dönemde kara ordusunda da subaylara maaş yerine vakıf arazisi tapusu veriliyormuş. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın yayımladığı bir fermanda, yasalara uymayan kadınlar için “yaramaz avretler” ifadesi kullanılmış. Fermanda, kadınların ince kumaştan ferace diktirmeleri ya da feracelerine büyük yakalar eklemeleri gibi detaylara kadar çeşitli giyim kuşam yasakları yer alıyor. Kitabın sonundaki “Küçük Notlar” bölümü adeta bilgi dolu bir hazine sandığı gibi. Her olaydan sonra verilen bu kısa açıklamalar, hem anlatılanları daha iyi anlamanızı sağlıyor hem de olayların tarihî arka planını netleştiriyor. Ayrıca arka sayfalarda yer alan Osmanlıca-Türkçe sözlük de oldukça işlevsel. Bazı eski kelimeler ilk bakışta zorlayıcı olabilir, ama bu sözlük sayesinde metni takip etmek çok daha kolay hale geliyor. Tarih okumalarından korkanlar için bence tatlı bir başlangıç olabilir.
1000Kitap
Tarihimizde Garip VakalarReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 20251,461 okunma