Hayri bey, hepimiz insanız duygularımıza söz geçiremediğimiz zamanlar olur. Bir insan istediğini düşünür ama her istediğini yapmaz. Cezayı gerektiren düşünceler ve duygular değil eylemlerdir. İnsanlar düşündükleri ya da hissettiklerinden değil, yaptıklarından sorumludur. Bu Allah katınta da, yasalar önünde de böyledir. Duygularımıza zaten söz geçiremeyiz ama siz duygularınıza bile hükmetmeye kalmışsınız. İçinizdeki öfke çok büyük ama bunun bilincinize çıkmasına izin vermemişsiniz.
Kendimizin farkına vardığımız günden itibaren hepimiz önemli, sevilen ve sayılan bir insan olmak isteriz. Bu vazgeçemediğimiz içgüdüsel bir tutkudur. Bu tutkuyu doyuramadığımız sürece mutsuz oluruz. Hayatımız boş ve anlamsız olur. Yaşama bağlılığımız giderek azalır. Kısaca küseriz. Bütün sağlıklı insanlar bununla başa çıkmanın bir yolunu arar. Kimileri bu duyumu iş ve mesleki başarıda, kimileri aşkta, sanatta veya ailesinde, çocuklarında evinde, kimileri bilimde ya da yardım kuruluşlarında bulur. Hepsinde amaç aynıdır. İyi önemli başarılı sevilen ve sayılan olmak. Şizofreni hastası da insandır. Ve hepimizde olduğu gibi onun içi de bu tutkuyla doludur. Ancak bunu başaramaz. Bütün gayretine rağmen, zekası, yetenekleri, okullardaki yüksek başarısına rağmen toplumun onu bir türlü içine almadığını, kabul etmediğini görür. Bu yüzden başkalarını suçlar. Halbuki bu başkalarının suçu değildir. İlişki kuramayan bizzat kendisidir.