Hissettiklerimizin elbet bir sonu var. Duygular kalıcı değil geçici. Düşünceler gibi. Düşünceler üzerine bir yazı yazmıştım bir de duygular üzerine yazmak istiyorum. Uzun süredir alıntı paylaşmadım. Nasipse paylaşırım yakında. Duygu. Duygu, yoğun haz içeren insanın iç yapısını değiştiren bir bütünlük. Coşku, heyecan ve her şeyi başarabilecekmiş gibi hissetme kısımlarından ziyade üzüntü, hüzün ve kırgınlık kısımlarından bahsedeceğim. Kişisel düşünceler olduğu için bir nesnellik prensibine dayalı değildir. Okuyacaksanız bunu göz önünde bulundurmayı unutmayın. Kırgınım. Uzun yıllar emek verilen bir ilişkinin tek taraflı fesh etmek zorunda kaldığım için. İnşa etmek için çabaladığın yıllarını verdiğin, saniyeler içinde yıkılmak üzere tasarlanmış. Zor olan da oluşturulmaya çalışılan düzenin de yıllar geçse de oturtulmamış olmasıydı. Komedi gibi. Tabii olarak bunları buraya uzun uzun detaylandırarak yazacak değilim. Sadece yazacabileceğim şey, sonunu tahmin ediyorsanız bitmesini beklemeyin. Bildiğiniz bir süreci sürdürmek mantıklı değil farklı biri olsa dahi. Konuştuğunuz kişinin davranışlarının arkaplanındaki sebebin farklı olduğunu biliyorsanız söyleyip uzaklaşın. İnsanlar genellikle içinden geldiği şekilde değil durum nasıl gerektiriyorsa o şekilde konuşuyorlar. Hep ezber hep bir tahmin edilebilirlik bir standartın üzerine konulmuş robotlaştırılmış bir düzen. Çok bunaltıcı. Yorucu ve sıradan. Haddim olmayarak bir yazı yazdım affınıza sığınarak selamet ederim efendim.