Bir zaman gelir ki; tükenmez gönül hazineleri de tükenir, ebedi isyan vâdeden dudaklar susar, gözler kapanır, boyun bükülür; insan der ki: "Ne yapayım,halim yok... Ne olursa olsun. Artık yoruldum."
Sonra, o günlerin hâfızasında neden eriyip kaybolduğunu, keşfediverdi. Bu, koruyucu tabiatın insana gösterdiği en ince bir şefkattir. Bir daha ele geçmesi kābil olmayan saadetlerin hatırasını, insanın rûhunda söndürür.
Bu artistlerle Nûran aynı toprağın evlâdı ama arada ne büyük fark var. Onlar başka bir kültürle beslenmişler, memleketin mâzîye karışan eski kültürü ile. Nûran ise bundan o derece uzak kalmış ki işte ancak nazarî bir alâka ile onların sazını dinliyor ve tahlile çalışıyor.
Bilirsiniz ya... Hatırlamak tekrar yaşamak demektir. Halbuki hayatta öyle şeyler vardır ki insan onları yalnız bir defa yaşayabilir, ikincisine beşer tâkat getiremeyeceğinden bu gibi hâdiseler insanın hâfızasında pek silik kalıyor.