Puan vermedi·848 syf.··
2026 12. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:13
Profesör Dr. Halil İnalcık'a ait Fatih Sultan Mehmet Han kitabı; birinci el kaynak, monografi çalışmasıdır. -Eser Orhangazi'den Fatih'e kadar süren istanbul kuşatmalarını yüzeysel inceleyerek başlamaktadır. Babası ikinci Murat ve oğlu ikinci Beyazıt dönemlerine, Osmanlı tarih yazıcılığı hakkında kaynak ve kitap incelemelerinin yorumlarına yüzeysel olarak yer vermiştir. -Detaylıca ele alınan konular ise; Osmanlı-Bizanş ilişkileri, idari ve maliye sistemi gibi dönemin konularıdır. Halil Inalcık özellikle; Fatih Kanunnamesi olmak üzere, fetih sonrası politikaları, mektuplaşmaları, maliye kayıtları ve Tahrir defterlerini arşiv ve esas kaynaklardan bilgileri toplayarak belgelerini de kitaba eklemiştir. Bu çalışması ise eserin birinci el kaynak olma niteliğini taşımaktadır. Fatih Sultan Mehemmed Han
Alıntı
Fatih Sultan Mehemmed HanHalil İnalcık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019647 okunma
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılık ve Çifte Standartlar
6/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 439. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:01
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılığın ve Çifte Standartların Anatomisi ​Mimi Schippers'ın Beyond Monogamy ekseninde tartışılan sınır ihlalleri ve çok eşlilik kavramları, günümüz toplumunda yalnızca bir "özgürlük" illüzyonu üzerinden okunuyor. Oysa bedensel ve ruhsal sınırların fütursuzca ihlali, basit bir ahlaki sapma değil; ontolojik bir parçalanmadır. Sürekli değişen partnerlerle yaşanan her temas, psişik bir enfeksiyon, Jungiyen anlamda ötekinin gölgesini kendi ruhuna kopyalama işlemidir. Dünyevi hazların anlık doğası ve varoluşsal kar-zarar denkleminin mutlak iflası göz önüne alındığında, bu yaşam tarzı salt bir "enerji israfı" değil, kişinin kendi bütünlüğüne karşı işlediği yavaşlatılmış bir intihardır. ​Ancak toplum, bu çürümüşlüğü kendi ikiyüzlü mitleriyle örtbas etme konusunda ustadır. Türkiye toplumunun kültürel bilinçdışında erkeğin çoklu ilişkileri bir "iktidar ve fetih" göstergesi olarak kutsanırken, aynı eylem kadın için kalıcı bir lekeye dönüşür. İşin trajik kısmı, kadının da bu hastalıklı hiyerarşiye boyun eğmesidir. Erkeğin partner sayısındaki fazlalık, modern bir Mavi Sakal arketipi gibi, tekinsiz ama bir o kadar da çekici bir tahakküm unsuru olarak görülür. Mavi Sakal'ın kanlı odasına girmeye can atan kadınlar, kendi yıkımlarını bir tanrıya tapınırcasına arzularlar. Beş eşli bir erkeğin normalize edilip, birden fazla partneri olan kadının aforoz edildiği bu denklem, iki tarafın da zımni rızasıyla işleyen bir grotesk tiyatrodur. Okuyucunun böylesi metinlerle yüzleşmekten kaçınmasının temel sebebi de budur; kendi iç benliklerinde normalleştirdikleri iğrençliğin dışarıdan yüzlerine vurulmasına katlanamazlar. ​Toplumsal arenada kadına atfedilen namus yükü, maske değiştirerek erkeğe de giydirilir. Yirmili yaşlarını cinselliği bir fetih alanı
Duygu ve Düşünce
Beyond MonogamyMimi Schippers · NYU Press · 20161 okunma
Reklam
-BEN BOĞULMAKTA OLANIM,ARTIK BATMAKTAN KORKMAM-
8/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2025 176. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 00:00
Yahya Sinvar-Diken ve Karanfil (Bir Komutanın Kaleminden) Kitap İncelemesi Yahya Sinvar’ın İsrail hapishanelerindeki uzun tutsaklık yıllarında, oldukça zor ve kısıtlı imkânlar altında parça parça kaleme aldığı Diken ve Karanfil romanını bitirdiğimde, sadece bir direniş hikâyesi okumuş gibi değil; bir halkın elli yıllık kederini, onurunu ve sarsılmaz iradesini bizzat tecrübe etmiş gibi hissettim. Bu eser, 16 Ekim 2024’te tüm dünyanın zihnine kazınan o son direniş anında, yaralı koluna rağmen düşman dronuna sopa fırlatarak teslim olmayan bir adamın, dünyayı sarsan hayatının ve ruhunun kâğıda dökülmüş halidir. Sizinle bu sarsıcı kitaptan yaptığım, her biri birer hayat dersi niteliğindeki alıntılar eşliğinde bu eseri neden mutlaka okumanız gerektiğini paylaşmak istiyorum: "Ey insan, evet, bir dakikalık onur ve şeref içinde yaşamak, işgal askerlerinin çizmeleri altında bir ömür yaşamaktan daha değerli..." Sinvar bu satırları yazarken aslında 1962’de Han Yunus Mülteci Kampı’nda başlayan ve ateşle örülmüş hayatının felsefesini ortaya koyuyordu. Onun için özgürlük sadece çalınmış bir hak değil, acıdan doğan ve sabırla şekillenen bir fikirdi. Bu kitap, onuru her şeyin, hatta canın bile önünde tutan bir ruhun manifestosudur. "Kısa sürede kamp bir 'Direniş Akademisi’ne dönüştü: Bir çadırda Filistin davası tarihi dersleri, diğerinde güvenlik bilimleri ve sorgu teknikleri, bir başkasında cihat ve şehitlik fıkhı, okuma-yazma kursları ve Arapça hat sanatı eğitimleri veriliyordu." Hikâyeyi küçük Ahmed’in gözünden izlerken, mülteci kamplarının sadece sefalet yuvaları değil; gençlerin altı aylık idari gözaltı sürelerinde bile kendilerini her alanda geliştirdiği devasa birer bilinçlenme merkezi, yani bir "direniş akademisi" olduğuna şahitlik ediyorsunuz. Sinvar, siyasi
Otobiyografi
Diken ve KaranfilYahya Sinvar · Vera Kitap · 20251,047 okunma
8/10
·240 syf.··
2026 65. kitabı
Moğollar deyince hepimizin aklına ilk gelen şey o devasa fetihler, savaşlar ve haritaları değiştiren askeri güç oluyor galiba. Sanki sadece at sırtında gezen, yakıp yıkan tek tip bir toplulukmuş gibi kodlamışız zihnimize. Moğollar: Tarih, Kültür, Folklor tam da bu noktada durup, o bildiğimiz ezberleri çok başka bir yerden bozuyor. Kuru bir kronoloji sunmak yerine, Moğol dünyasının arkasındaki o görünmeyen, tamamen insani perdeyi aralıyor. Büyük fetih hikayelerini veya siyasi olayları bir kenara bırakırsak, bu çalışmanın beni asıl yakalayan kısmı tamamen işin insani, kültürel ve folklorik boyutuna odaklanmasıydı. Sayfalarda ilerlerken kendinizi sadece bir imparatorluğun idari yapısını incelerken değil; onların geleneksel ritüellerine, şamanik köklerine ve mitolojilerine bakarken buluyorsunuz. Özellikle Büyük İskender ve Yecüc Mecüc inançları üzerinden Moğollara dair üretilen o eski anlatılar, dönemin zihniyet dünyasını anlamak için harika bir kapı açıyor. Farklı kültürlerin birbirini nasıl gördüğünü, nasıl anlamlandırdığını izlemek gerçekten çok keyifli. İçindeki o küçük detaylar ve anlatılar bile kitabın ruhunu çok iyi özetliyor aslında. Reşîdüddin’in dünyasından süzülüp gelen bilgilerle birleşince, Moğolların sadece savaşçı değil, kendilerine has derin bir felsefesi olan bir medeniyet olduğunu daha net hissediyorsunuz. Akademik bir altyapısı var evet, ama anlatımı o kadar içten ve akıcı ki insanı hiç yormuyor. Aksine içindeki merakı besliyor, yeni sorular sorduruyor. Tarihin sadece görünen, vitrindeki yüzüyle yetinmeyip işin arkasındaki insanı, kültürü ve kolektif hafızayı merak edenlerin çok seveceği, sakin sakin okunacak bir yolculuk bu. Dönüp dönüp bazı satırların altını yeniden çizmek isteyeceğiniz türden, samimi bir keşif.
1000Kitap
MoğollarKolektif · Pinhan Yayıncılık · 20247 okunma
9/10
·400 syf.·
2026 48. kitabı
Fetih ve Kıyamet 1453, Türkiye'nin en önemli Osmanlı tarihçilerinden Prof.Dr. Feridun Emecen tarafından kaleme alınmış bir eser. Kesinlikle söylerim ki, değil Türkiye'de, dünyada İstanbul'un fethi ile ilgili olarak yazılmış en iyi kitaplardan birisi olabilir. Çünkü yerli ve yabancı pek çok kaynak taranarak, öncelikle Fatih'in küçük yaşta tahta çıkışından başlayarak fethin gerçekleştiği 29 Mayıs 1453'e kadar geçen süreçte, tarihi vesikalarda bulunan hemen her şeyi anlatan bir kitap. Elbette fetih ile ilgili oryantalist bakış açısının ya da bizdeki Osmanlıcı bakış açısının ortaya koyduğu birtakım yalan yanlış şeyleri de açığa çıkarması bakımından hayli kıymetli olduğunu düşünüyorum. Hoca, gemilerin yürütülmesinden, Fatih'in babasını geri çağırışına; topları kimin döktüğünden Şehzade Orhan'a kadar aklımıza gelebilecek hemen her şeye belgeleri ile açıklık getirmiş. Bunun için İstanbul'un fethi ile ilgili olarak okunabilecek en başarılı ve en güvenilir eserlerden birisi olduğunu söyleyebilirim hatta benim bugüne kadar rastladıklarım arasında en kapsamlı ve en iyisi...
Fetih ve Kıyamet 1453Feridun M. Emecen · Timaş Yayınları · 2012424 okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2025 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 00:00
Tarihin sayfalarında adı bir “Cihan Fatihi” olarak geçer… Koçu ise onu, yalnız zaferleriyle değil; şüpheleri, öfkesi, merakı ve karanlıklarıyla anlatır. Fatih;Sadece şehirler fetheden bir komutan değil Kendi içindeki labirentleri de fethetmeye çalışan bir insandır. Zekâsının ateşiyle çağını değiştiren, fakat aynı ateşte gecesiz bir uykuyu çoktan kaybetmiş bir hükümdar. Reşat Ekrem Koçu, arşivlerin tozunu silkelerken bize şunu hatırlatır: Efsaneler, kusurların üstüne inşa edilir. Ve bazı insanlar, dünya haritasında değil, önce kendi ruhlarında fetih yaparlar. Tarihin en büyük gücünün bir insanın kararlılığında saklı olduğunun kanıtı
Fatih Sultan MehmedReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015334 okunma
Reklam
Reklam