•Bugüne dek Moğollar hakkında pek çok şey duydum, çeşitli tasvirlerine rastladım ama onları hiç bu kadar derinlemesine ve detaylı anlatan bir kaynakla karşılaşmamıştım. Bu kitap benim için sadece bir okuma deneyimi değil, aynı zamanda uzak görünen bir kültüre karşı büyük bir yakınlaşma süreci oldu.
•Üç farklı araştırmacının kaleminden çıkan on iki makale boyunca Moğolların inanç dünyasından yaşam tarzlarına, siyasi stratejilerinden köklü geleneklerine kadar her durakta durup soluklandım. Özellikle o gizemli ritüelleri ve kemikleşmiş fikir yapılarını okurken, Moğol bozkırlarının ortasındaymışım gibi hissettim diyebilirim. Beni en çok düşündüren ise, araştırmacıların bizi ve Moğolları kardeş olarak nitelendirmesi, hatta bizi onların bir kolu olarak konumlandırması oldu. Sadece yeni bilgiler edinmekle kalmadım, aynı zamanda bildiğimi sandığım konulara çok daha farklı bir pencereden bakmaya başladım.
•Eserde Reşidüddin gibi devasa bir isme ve onun kim olduğuna dair verilen detaylar, kitabın kapsamını iyice genişletmiş. Reşidüddin’in sadece olayları kronolojik olarak sıralayan bir tarihçi değil, aynı zamanda Moğol dünyasını bizzat anlamaya çalışan meraklı bir gözlemci gibi kalem oynatması, metnin içeriğini daha eşsiz bir hale getirmiş, dili son derece akıcı, okurken tek bir an bile sıkılmadığım, her yönüyle doyurucu bir eser çıktı karşıma. Moğolları gerçek anlamda yakından tanımak isteyen herkes için bu kitabın şahane bir başlangıç noktası olduğunu düşünüyorum.
Kitapla Kalın