"Bugün yapacağın iyiliği yarına bırakma. Aklını başına al da, ahiret çuvalına taşları değil, sultanlara, pâdişahlara sunulması gereken değerli cevherleri (amel-i sâlihleri) doldur!
Elhamdülillah, müslümanız. İman esaslarını kalben tasdik, dilimizle ikrar ediyoruz. Lakin bugün bir salgın haline gelmiş olan dünyevileşme virüsüne karşı kalbimizin mukavemeti, acaba yeterli seviyede mi?
Ölümü gerçek manada idrak eden,
fâni dünya lezzetlerine aldanmaz.
Bir ebediyet yolcusu olduğunun farkında olan da kısa bir müddet için konakladığı misafirhanenin dekoruna, süsüne, eşyasına gönül kaptırmaz.
Sürekli aynı türden, aynı yazarları okumaktansa çapraz okumalar yapılması taraftarıyım. Dil zevki aşılaması belli bir kültür/ ortak bir dünya görüşü kazandırma adına klasikler okunmalı diye düşünüyorum.
Zweigin usta bir kalem olduğu aşikar. Betimlemeleri, canlandırmaları, dil ve anlatımı öylesine başarılı ki kendinizi hikayenin içerisinde yaşıyormuşcasına hissediyorsunuz.
Kitabın içerisinde çok fazla özel isim, yer isimleri yok bu nedenle okurken sıkmıyor dilide ağıra yakın hafif diyebiliriz.
Yaklaşık 1,5 saat gibi bir sürede okudum bu kitabı. Bir yolculuk esnasında değil, düşünerek okuyabileceginiz sakin bir zamanı tercih etmenizi öneririm.
Kitabın icerisinden birkac uygunsuz sayfa çıkarılsaydi eğer daha zevkle okuyabilirdim.
Birde nedense sayfa 28 deki
"Siz tropiklerde yaşamadınız... O yüzden böyle sarı benizli bir alçağın beyaz bir 'efendi'nin bisikletini tutmasının ve ona, 'efendiye', olduğu yerde kalmasını emretmesinin nasıl bir küstahlık olduğunu bilemezsiniz."
Bu cümleler ve sürekli "Avrupalı" , "beyaz adam" kelimeleri beni rahatsız etti.
Bunu da belirtmek isterim.
Ne kesinlikle alın, okuyun, okutun diyeceğim ne de tamamen benim için zaman kaybıydı diyeceğim.
Kararı size bırakıyor, okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum :)