İbadetler kalp ve ruha şifa olduğu gibi, musibetler de türlü manevi hastalikların şifasıdır. Bazı hastalıkların ayakta, bazılarının da yatılı tedavi edilmesi, kimi tedavilerin kısa kimilerinin uzun sürmesi gibi, musibetlerde uzun sürdüğünde büyük bir hastalığın, kısa sürdüğünde, basit bir hastalığın pratik bir tedavisi olmaktadır.
Uzayın insana ait olmaması, yağmur yağdıran bulutların onun kontrolünde olmaması ve dünya gezegeninin onun tasarrufunda olmaması gibi, insan insanın benliği de kendisine ait değildir. İnsan dünyanın dönüşü hakkında nasıl kaygılı değilse, yerçekimi aniden yok olur diye nasıl telaşa düşmüyorsa, yarın gün doğar mı doğmaz mı diye, bu kıştan sonra bahar gelir mi gelmez mi diye nasıl endişelenmiyorsa, kendisi hakkında da aynı rahatlığa ermelidir.
Cenab-ı Hakk bugüne kadar bize ne yaptıysa, yardım etmek için, destek olmak için yaptı. Bizden ne aldıysa da bunun içindi. Verilenlerin bazılarının hoşumuza gitmemesi, alınanlardan rahatsızlık duymamız, bunların zulüm değil yardım olduklari gerçeğini değiştirmez.