Güler, gülümser bir şakacı,
Güldürür, düşündürür,
Arada-bir durur, gözleri dalar,
Neler söyler, neler susar..
Yoksa, çok acı bir şakayı
Şakadan da olsa,
Çok yalın bir karanlığa mı saklar..
Oynadığı oyunsa,
Yaşamda oynadığı
Oyununu mu yaşar..
Oyunda yaşadığı,
Yaşamını mı oynar..
Yaşarcasına, oynarcasına.
Öyküler anlatır olmuşcasına,
Sonunu mutlu bağlar,
Gider evinde ağlar.
Yoldan geçiyordu, durdu..
Bir bahçe vardı.. Donuk adımlarla, adım-adım bahçenin duvarına yöneldi...
Donuk gözlerle çiçeklere baktı, baktı..
Çiçekler sıcaktı.. Donmuş bir sesle bahçıvana sustu:
- Bu çiçekler kesilecek mi?
Bu çiçekler gidecek mi?
Bahçıvan dizlerine bahçeyi çöktü.. Yüzüne çiçekleri döndü..
Bir ışık yanmayordu, yandı, söndü..
Elleri gözlerine baktı, gözleri ellerine aktı.. Gözleri ellerini gördü.. Elleri kördü.. Sönen ışık yandı.. Yanan ışık söndü.. Dün yağmur yağacaktı, gün döndü, yarın yağdı, bugün dindi..
Ağlayacaktı.. Kim anlayacaktı.
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar isteyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.