“Umutsuzluğun kapımıza gelmesi için az mı bekledik.
Umutsuzluk mu, yoksa ince derin bir şikayet mi?
Yoksa
Faaliyet içinde geçen gece ve gündüzlerimizin bizi bıraktığı anlarda kalbimizi eline geçiren ve henüz mahiyetini anlamadığımız melal mi? Bir iki adım daha atmamak için nasıl da direniyoruz. Dayandığımız şeylerin hangisi buna değerdi? Küçücük oluşlarda, hemen yakınımızdaki selametlere koşacağımıza amansız gururumuza boyun eğip hazımsızlıklar içinde birdolu ufak sıkıntının altında ufalandık durduk.- ve umutsuzluğun kapımızdan ayrılmaması için az mı çabaladık.”
“Belki de doğup biraz büyüdükten sonra çocukluğunu şurda burda gelişi güzel geçirmiş, genç bir delikanlı olamadan birdenbire yaşlanmıştı. 'Ben hiç çocuk olmadım' demiştir.”
“Kaldırımdaki masalardan birine oturuyorum yer bakınıp bularak
aylardan ağustos, kaldırım kahvehanesi kalabalık.
Kâğıt kalem çıkanıp seni hatırlamamak mümkün mü diye yazmaya başlıyorum.”