Biz ne ara bu hale geldik ?
Bir öğrenci çantasına kitaplarını defterlerini koyması gerekirken nasıl oldu da ölüm makinası koydu ? Bu “Devasa Yabancılaşmanın “ temelinde ne var ?
Bu çocuklara ne oluyor da çevresinde bir can taşıyan kişileri sadece bir objeden ibaret görüp yok edilmesi gereken bir engel gibi görebiliyor ?
Suçlu çocuk mu ? Yoksa sistemin kendisi mi ? Biz miyiz ?
Herkesin benmerkezciliğinin arttığı bu dünyada neler olup bittiğini gelin hep birlikte analiz edelim.
Öfke ; hak arama yolu olarak kutsanmış , Tahammülsüzlük ; karakter olarak alkışlanmış , Kaba kuvvet saygınlık olarak görülmüş , Silaha Sarılmak ; itibar olarak görülmüş , Kuralsızlık ; cesaret olarak tanımlanmış , Başkasını Ezmek ; yükselmek için basamak olarak kavranmış.
Bu ilkelere göre temellendirilen dijital olan herşey özellikle z kuşağı çocuklarımıza çok güzel allandırılıp budaklandırılmış.
Bilgi ve Erdem diyalektiği birlikte anlam kazanan iki kavramken bilgi erdemden soyutlanıp bütün sisteme empoze edilmiş ve asıl gücün bilginin tüketime endekslenmesiyle ortaya çıkabileceği herkesçe kabul edilmiş bir gerçek olmuş…
Kabadayılarla dolu olan mafyatik ilişkilerin “aile” kavramının tam baş köşesine oturduğu dizilerden tutun , anlaşmazlıkları konuşup çözmeyi zayıflık olarak görüp vurup kırmayla çözümü sunan gücü intikama endeksleyen reyting hırsı yapımcılarıda alıp bu konuları tek tek konuşmak gerek.
Bir yemek programında bile anadolu kadınının seve seve yedirip içirdiği imajdan soyutlayıp saldırganlaşarak yemek sunan edepsizliği ve terbiyesizliği hak abidesi gören reyting hastası yapımcılar yine bu konuda konuşması gereken ilk kişilerden.
Amaç ne ? Toplumun saldırganlaşıp , gerginleşip tahammül sınırını zorlamanın getirdiği son öngörülebilir bi gerçektir.
Ya da Eğitim kurumlarının not verme