F.Y.

F.Y.
@feyza1mucize
Bir garip dünya flanörü…
Hemşire
İlahiyat Fakültesi +Hemşirelik Fakültesi
17 Aralık 1995
48 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı

F.Y.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·296 syf.·
55 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 07:21
·
2026 2. kitabı
Mustafa Merter
9.2/10 · 1.202 okunma
Yeni bir Mezuniyet Daha..
Dört yılın sonunda bu masada duranlar; birkaç kitap, sayfalar dolusu not, bir plaket ve görünürde sıradan nesnelerden ibaret… Fakat insan bilir ki eşyanın hakikati, görünen suretinden ibaret değildir. Bu masada yalnızca kitaplar değil; uykusuz geceler, ertelenen dinlenmeler, yarım bırakılan sohbetler, yetiştirilmeye çalışılan ödevler, sınav haftalarının sessiz telaşı ve ilmin peşinde geçirilen yıllar duruyor. İlim yolculuğu, sanıldığı gibi yalnızca bilgi biriktirmek değildir. Aksine insanın, bildiklerinin sınırını fark ederek kendi cehaletiyle yüzleşmesidir. Her cevap, yeni bir sorunun kapısını aralar; her öğrenilen hakikat, bilinmeyenin enginliğini biraz daha gösterir. Bu sebeple bugün elimdeki plaket, bir mezuniyet nişanesinden çok daha fazlasını temsil ediyor. O; sabrın, sebatın ve anlam arayışının sessiz bir şahididir. “Rabbim, ilmimi artır.” (Tâhâ, 20/114) Belki bu dört yılın sonunda bana kalan şey; birkaç yüz kitap, binlerce sayfa not, bir plaket ve hekimlerin ifadesiyle dört adet boyun fıtığıdır. Fakat bazı yükler vardır ki bedeni yorsa da ruhu inşa eder. İnsan, ömrünün sonunda sahip olduklarıyla değil; uğruna emek verdiği değerlerle anlam kazanır. Bugün dönüp baktığımda bir mezuniyet değil, Rabbimin lütfuyla tamamlanmış uzun bir tefekkür yolculuğu görüyorum. Gayret kuldan, tevfik Allah’tandır. Elhamdülillah… Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu olarak bu yolculuğun bir durağına ulaştım. Ancak ilim, varılacak bir menzil değil; ömür boyu sürecek bir arayıştır.
100 SENE SONRASINI HAYAL EDELİM...! "Mesela 2126 yılında akrabalarımız ve arkadaşlarımızla birlikte hepimiz toprak altında olacağız, evlerimizde yabancılar oturacak, mal ve mülkümüze başkaları sahip olacak, bizden hiçbir şey hatırlamayacaklar. Mesela bizden kim dedesinin babasını hatırlıyor ki ? Biz insanların hafızasında sadece bir satır olarak kalacağız, isimlerimiz eşkalimiz unutulacak.... 100 yal sonra toprak altinda, karanlgin ve sessizligin ortasında dünyanın ne kadar boş olduğunu, hayallerimizin ne kadar saçma olduğunu anlamış olacak ve keşke ömürlerimizin tamamını iyiliklerle ve güzel amellerle geçirseydik temennisinde bulunacağız. Mademki hayattayız o halde ibret alalım ve değişelim. Allahım! Bize doğru yolu göster. Allahım! Akibetimizi hayreyle. Allahım! Bizden razı olararak canımızı al."
mezarının başında kimsenin "kaç takipçisi vardı" diye sormayacağını,"hangi arabaya biniyordu" diye konuşmayacağını,"kaç metrekarede oturuyordu" diye anmayacağını devamlı kendine hatırlatsan Feyza Nur, bugünkü bu telaşın ne kadarı düşerdi üzerinden? ölümü hatırlamak insanı karartmıyor aslında; sadeleştiriyor. insanın ağzındaki fazla cümleyi kesiyor. lüzumsuz kavgayı azaltıyor. "haklı çıkmak" yerine "hakkı gözetmek" gibi bir şeye yaklaştırıyor. ama unutunca, her gün kendini büyütmen gerekiyor; büyütmezsen sanki yok olacaksın. o yüzden en küçük şeyde panik, en küçük şeyde savunma, en küçük şeyde saldırı. kendine bunu yapma feyza nur…
İnsan yatayda zihninin tüm sınırlarını aşabilseydi dikeyde de evrenin tüm sınırlarına hakim olabilseydi yine de insan kalabilir miydi ?