Sadece anılarla yaşamak insanın doğasına aykırıydı; nasıl bitkiler ve bütün canlılar renklerinin solmaması ve çanak yapraklarının kuruyup dökülmemesi için toprağın besleyici gücüne ve gökyüzünden süzülüp gelen canlı işığa ihtiyaç duyuyorsa, aynı şekilde sözde gizli düşlerin bile belli öl-çüde tensel gıdaya, duygulu ve canlı bir desteğe ihtiyacı vardı; aksi halde kanları çekilir, işıma güçleri zayıflardı.
... uzaklardaki sevgilinin eskiden evdeyken olduğu gibi yaşamının her saatine katılmasını, kendinin de binlerce deniz mili, tepeler ve ufuklar ötesinden kadının yumuşacık bakışlarının hayalen bile olsa gündelik yaşamına yöneldiğini hissetmek istiyordu.
...ortamlarda varlığına yalnızca göz yumulan biri olarak ruhu, üst sınıfa ve çevresine, onların heybetli ağır möblelerine, tıklım tıklım dolu lüks salonlarına, dolup taşan sofralarına ve sahip oldukları bütün bolluklarına karşı bütünüyle kinle doluydu.
Acaba bizim yargılama usulümüz bir olayın ruhsal bakımdan olanaksızlığını, bir olayın yalnızca ruhsal açıklamalara dayanıyor olmasını, öteki bütün maddi delilleri çürüten, onlardan üstün sayan esaslı bir delil olarak kabul eder mi?