Cahilliklerine, bilinçlenip kurtulmaya niyetleri olmamasına, yanlış kanılarına üzülüyordu. Nefretlerinin, korkularının, kendi güvensizliklerinin ürünü olduğunu biliyor; ama tüm o duyguların hedefi, günah keçisi olduğunu seziyordu. Şahsına yönelik bir şey değil, diye anımsatıyordu kendine. Yalnızca başka türlüsüne akılları ermiyor, hepsi bu.
Yine de onlara içerlemeden edemiyordu; bulunduğu yere gelebilmek için çektiklerini, yaşadığı güçlükleri aklındaydı ve bu ülkedeki varlığının sonuna kadar meşru olduğunu biliyordu.
Kimsenin işini elinden almamış, başı kanunla derde girmemiş, tüm kurallara uyup örnek bir vatandaş olmuştu ama işte insanların ona baktığında tek gördüğü ötekiliğiydi.