Harvard’ın simgebilim profesörü Robert Langdon, noetik bilimci Katherine Solomon ile Prag’da düzenlenen konferansa katılır. Solomon, insan bilincine dair inançları sarsacak bir kitap yayımlamaya hazırlanırken işlenen gizemli bir cinayetle ortadan kaybolur.
Çözmesi gereken şifreler yalnızca cinayetleri değil; varoluşun sırlarını da açığa çıkarıyor. Dahası, Robert Langdon sevdiği kadını kurtarmak için zamanla da yarışmak zorunda.
Prag’ın gotik sokaklarında, sisle örtülü köprülerinde ve karanlık katedrallerinde başlayan hikâye, sadece kayıpların izini değil; insan zihninin en eski ve en sarsıcı gizemini de açığa çıkarıyor.
Her detay o kadar güzel işlenmiş ki kitabı okumanın ötesine geçip yaşıyorsunuz. Bir anda kendinizi Prag’ın sokaklarında koştururken ya da golem ile karşılaşırken buluyorsunuz.
Dan Brown, gerçeği kurguyla ustalıkla harmanlıyor. Sanat, tarih, semboller ve bilim iç içe geçerken, aksiyon hiç düşmüyor.
Sırların Sırrı, on yıl süren titiz araştırmalar, yüzlerce bilim insanının katkısı ve yazarın kendi hayatındaki acı deneyimlerin birleşiminden doğmuş.
Eleştirmenler tarafından Dan Brown’un şimdiye kadarki en kişisel ve en iddialı eseri olarak değerlendiriliyor.
Romanın kalbindeki fikir şu:
Bilinç sadece beynin ürünü olmayabilir… Beyin belki de evrenin bilinmeyen sinyallerini yakalayan bir alıcıdır.
Sırların Sırrı, sadece gerilim romanı değil. Aynı zamanda tarihsel detayları, sembollerle örülü bulmacaları ve felsefi tartışmalarıyla okuyucuyu pasif tanık olmaktan çıkarıp, oyunun parçası haline getiriyor.