Feyza İyim

Dansa Davet - Ölümüne Dans
3/10
·104 syf.··
2025 41. kitabı
Jean Teulé’nin Dansa Davet romanı, tarihe “dans vebası” olarak geçen 1518 Strasbourg histerisini anlatıyor. Açlık, kıtlık ve umutsuzlukla boğuşan halk, annenin bebeğini nehre bırakmasının ardından kendini ölümüne dansın kucağında buluyor. Dans yalnızca bedensel hareket değil; acının, çaresizliğin ve özgürleşme arzusunun en keskin hali. Kalçaların savruluşu, yılan gibi kıvrılan bedenler, yoruldukça hızlanan adımlar… Hepsi “gerçeklikten kaçış” ve “başkaldırı”nın sembolü. Kilise’nin yozlaşmış düzeni, açlıktan çocuklarını yiyen ailelerin trajedisi, sokaklarda ölene kadar dans eden insanlar… Konusu gerçekten çok çarpıcıydı, çünkü yaşanmış bir olaydan yola çıkıyor. Teulé elinde çok güçlü bir hikâye olmasına rağmen dili biraz yorucu, yer yer de tekrarlarla ağırlaşmış. Karakterler de derinleşmediği için ben tam bağ kuramadım. Ama yine de dansı bir başkaldırı, bir hayatta kalma çığlığı olarak görmek isteyenler için farklı bir kitap olabilir. Benim için kolay okunmadı ama hikâyenin kendisi o kadar tuhaf ve sarsıcı ki merak edenlerin şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.
Edebiyat
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Matmazel De Scudery
7/10
·88 syf.··
2025 38. kitabı
“Paris’in en parlak mücevherleri, en karanlık cinayetlerin gölgesinde parlıyor…” E.T.A. Hoffmann’ın Matmazel de Scudéry eseri, polisiye atmosferiyle olduğu kadar 17. yüzyıl Paris’inin ihtişamını ve karanlığını yansıtan çok katmanlı yapısıyla da etkileyici. Sarayın görkemiyle sokaklardaki sefalet, mücevher uğruna işlenen cinayetler, görünmez kötülüğün şehri esir alışı. Sarayın göz kamaştıran ihtişamı ile sokaklarda yaşanan sefalet arasındaki tezat, cinayetlerle birleşince şehrin üzerine kasvetli bir sis çöküyor. Halk, görünmez kötülüğün kol gezdiğine inanıyor. Kuyumcu Cardillac’ın karanlık sırrı ise gerilimi doruğa taşıyor. Mücevherler yalnızca süs eşyası olmaktan çıkıyor, adeta kanlı lanetin anahtarı hâline geliyor. Polisiye edebiyatının ilk örneklerinden sayılıyor, Edgar Allan Poe’ya kadar uzanan etkisi var. Mücevher tutkusu, gizemli cinayetler, görünmez kötülük söylentileriyle hem gerilim hem merak duygusu yüksek. Aşk, hırs, korku, adalet arayışı gibi evrensel duyguları çok katmanlı bir kurguda işliyor. Sen de Paris sokaklarında gerilimi hissetmek, edebiyatın ilk polisiyelerinden birine yolculuk yapmak istiyorsan “Matmazel de Scudéry ekle.
Matmazel de ScudéryE. T. A. Hoffmann · Can Yayınları · 2024726 okunma
Kapak Kızı - Anlamak
Hakan’ı hem anlayabiliyor, hem anlayamıyordu. Daha doğrusu kendini anlayamıyordu. Bir şeyler ona itici geliyordu. Hayatının boşa gittiği, günlerin, gecelerin boşa gittiği duygusuna kapılıyordu çalışırken. Kendini, ne kadar büyük hedefler ve imkânlar vaat edilmiş olursa olsun, küçük ve sıradan buluyordu. Bunu Hakan’ın anlaması mümkün değil miydi? Aynı sıradanlık ve boşa giden zaman duygusuna o kapılmıyor muydu? Hakan için hayat bu muydu? Tetik üstünde geçecek bir hayattan korkmuyor muydu hiç?
Kitap Alıntısı
Kapak Kızı - Sıkılmak
"Sıkar biraz. Sıkılıyorum diye hayatı mı baştan başa değiştirecek hâlim yok.” Böylece kendiyle birlikte birçok insanı ve hayat görüşlerini özetlemiş oldu. İşini iyi yapan, iyi yaparken çok sıkılan, ama yine de belirlenmiş hedeflere ulaşamadan hayatını değiştirmeyi düşünmeyen insan. Yolun bir kısmı katedildiğine göre, geri dönmek zarar getirirdi artık.
Kitap Alıntısı
Kapak Kızı - Amaç iyi yaşamak mıydı?
Çeşit çeşit insan vardı vagonda. Büyük çoğunluğu hayatın kıyısında, kendine küçük bir yer tutarak yaşamaya çalışıyordu, küçücük bir yer hayatta kalmak için. Sonuçta amaç iyi yaşamak mıydı? İyi yaşayan mı kârlıydı? İyi yaşamak, hayattan daha çok tat almak için her şey yapılabilir miydi? Yoksa sınırlı olsa da değerlerine titizlenilen bir hayat mıydı gerçek olan? Şebnem nasıl yaşıyordu? Doğru mu? İyi mi? Acı mı? Doğru denen şey ne?