İnsan çok uzaklara gitmeye karar verdiğinde denizi tercih etmeli bana kalırsa.
…
Geri dönmemek için bir gemiye binmek gerekir.
…
İnsanlar sevdiklerinden ayrıldıklarında bir gün geriye dönebilirler hiç şüphesiz.
Ama sevgiliden ayrılmak bir deniz yolculuğuna çıkmaktır. Deniz kör eder, mavi kör eder, ufuk kör eder, martılar kör eder, gece kör eder, bir daha göremez insan. Uzaklara gitmek için denize açılan kör olmayı seçmiştir her halde. Bir daha görememeyi yani…
Din de devrim de acılar ve ıstıraplar içinde doğar. İkisi de refah ve konfor içinde yok olup gider. Gerçekten devam eden onların gerçekleşme çabasıdır.
…insanın içinde bulunduğu dramın ütopyalar yoluyla aşılması çabalarının daima boşa çıktığını göstermiştir. Hayat,dramdır. Çünkü hesap edilmeye başlandığı andan itibaren hayat, hesapların tutmadığı bir forma bürünmekte ve daha büyük dramlara sebep olmaktadır.
Siyaset felsefesinin en önemli konuları arasında yer alan ütopyaların gayri İslamî olmalarının sebebi, aynı zamanda hayatı mekanik bir yapıda kabul etmelerinden kaynaklanmaktadır. İnsanın kendi içinde bulunduğu dramı, daha iyiye ulaşma arzusuyla ütopyalarla aşma çabası, kendi ontolojik gerçekliğine uymadığı için daima fiyaskoyla sonuçlanmıştır.
…ve daha da önemlisi , anlık da olsa Martin Eden’in içine bakacaktı. Yazdıklarına bakarak onun ruhunun ve kalbinin neye benzediğini sezebilir, rüyalarının yapıldığı malzemeyi ve yeteneğinin gücünü az da olsa kavrayabilirdi.