Okullarda yıllar boyunca aritmetik işlemleri, dil bilgisini, müzik aleti çalmayı ve resim yapmayı öğrendiğimiz halde, hayatımızı nasıl değiştirip istediğimiz düzene koyabileceğimizin yollarını asla öğrenmeyiz. Gerçek hayatta işimize yarayacak bilgi ve becerileri edinme fırsatını bulamayız. Eğitim sistemimizin hiçbir basamağında doğru karar vermenin, etkili düşünmenin, etkili plan yapmanın ve doğru şekilde harekete geçmenin yollarını öğrenmeyiz. Ancak ilginçtir ki bu konularda iyi performans sergilememiz gerektiğinde büyük beklentilerle karşılaşırız. Sanki her şeyin doğrusunu içgüdüsel olarak bulup yapmamız gerektiğini hissederiz. Yaşımız ilerleyip yetişkin olmaya başladığımızda hayat birden çok zorlaşır, fakat bu süreçleri hep çok yalnız ve desteksiz geçiririz. Hele bir de kitaplar okumuş ve üniversite eğitimi alma şansına erişmişsek, çevremiz bizle ilgili beklentilerini daha da artırır. Dolayısıyla hazırlıksız yakalandığımız bu durumda, aldığımız her yanlış kararda dünyamız başımıza yıkılır. Ne yapmak istediğimiz konusunda kararsızsak, bu bizim suçumuz olur. Etkili planlar yapamıyorsak, bu bizim beceriksizliğimiz olur. Zamanı verimli kullanamıyorsak, bu bizim üşengeçliğimiz olur. Harekete geçmekte zorluk çekiyorsak, bu bizim tembelliğimiz olur.