Okullarda yıllar boyunca aritmetik işlemleri, dil bilgisini, müzik aleti çalmayı ve resim yapmayı öğrendiğimiz halde, hayatımızı nasıl değiştirip istediğimiz düzene koyabileceğimizin yollarını asla öğrenmeyiz. Gerçek hayatta işimize yarayacak bilgi ve becerileri edinme fırsatını bulamayız. Eğitim sistemimizin hiçbir basamağında doğru karar vermenin, etkili düşünmenin, etkili plan yapmanın ve doğru şekilde harekete geçmenin yollarını öğrenmeyiz. Ancak ilginçtir ki bu konularda iyi performans sergilememiz gerektiğinde büyük beklentilerle karşılaşırız. Sanki her şeyin doğrusunu içgüdüsel olarak bulup yapmamız gerektiğini hissederiz. Yaşımız ilerleyip yetişkin olmaya başladığımızda hayat birden çok zorlaşır, fakat bu süreçleri hep çok yalnız ve desteksiz geçiririz. Hele bir de kitaplar okumuş ve üniversite eğitimi alma şansına erişmişsek, çevremiz bizle ilgili beklentilerini daha da artırır. Dolayısıyla hazırlıksız yakalandığımız bu durumda, aldığımız her yanlış kararda dünyamız başımıza yıkılır. Ne yapmak istediğimiz konusunda kararsızsak, bu bizim suçumuz olur. Etkili planlar yapamıyorsak, bu bizim beceriksizliğimiz olur. Zamanı verimli kullanamıyorsak, bu bizim üşengeçliğimiz olur. Harekete geçmekte zorluk çekiyorsak, bu bizim tembelliğimiz olur.
İnsan doğası, eğer büyük ve güzel şeyler yapacaksa, karşılamaya hazırlıklı olmalıdır. Başkasının nezaketini, memnun etme arzusunu, henüz sahip olmadığı şeyleri ve henüz olmadığı şeyleri.
İnsan ebeveynini hayalinde defalarca defneder. Onların bir gün öleceği korkusu, en erken korkularımızdan biri olmalı. Çocukken gece yarısı kalkıp annemin nefes alıp almadığını kontrol ederdim, diyor bir arkadaşım. Bir çocugun, tek başına kaldığında, onlarsız yaşayamayacağı kişiler için duyduğu doğal endişe. Onlar için midir, yoksa çocuğun daha çok kendisi için duyduğu bir korku mudur bu?
Bu ara sık sık o yalnız balinayı düşünüyorum. Hani diğer tüm balinalardan farklı frekansta bir ses çıkardığı için hiçbiri tarafından duyulmayan, yıllardır okyanusta tek başına dolaşan o kimsesiz balinayı. Herkes aynı şarkıyı söylemek zorunda değil ki. Bunun bedelinin bu kadar ağır olmasına çok kızıyorum. O balinaya büyük bir şefkat duyuyorum, ben ayrılmak istiyorum Osman.