Evrenden bıktığımı size itiraf edeyim. Tanrı da benim kadar bıktı; nasıl üstümüze kaldığını bilmediğimiz bu aşkın sorumluluklardan bizi kurtaracak bir uykuya seve seve yatardık.
sen acı çekiyorsan benim de acı çektiğimi, ağlıyorsan benim de gözlerimin yaşlı olduğunu, sen parmaklıklar ardına kapatılmış, insanlarda nefret uyandırmışsan benim de sen gelinceye kadar acılardan yaptığım eve kendimi kapatacağımı, döndüğünde seni iyileştirmek için insanların sana yasakladığı her şeyin yüzlercesini biriktireceğimi sana haber vermez miydim sanıyorsun? acı bir zorunluluk ya da bence daha da acı olan tedbirlilik, senin yakınında olmamı engelleseydi, hapishane parmaklıklarının ardından, sefil bir durumda da olsa seni görme zevkinden beni yoksun kılsaydı bile, zamanlı zamansız, tek bir cümlenin, tek bir sözcüğün, hatta boğuk bir sevgi seslenişinin sana ulaşacağı umuduyla yazardım. mektuplarımı kabul etmesen de, hiç değilse her zaman seni bekleyen mektupların olduğunu bilmen için yine de yazardım.