Evrenden bıktığımı size itiraf edeyim. Tanrı da benim kadar bıktı; nasıl üstümüze kaldığını bilmediğimiz bu aşkın sorumluluklardan bizi kurtaracak bir uykuya seve seve yatardık.
Hiçbir şey istemiyorum. Kendinden başka gönlümde hiçbir şey bırakmadın. Şimdi de kendini elimden alacaksın. Hem de müjdesini kendin getiriyorsun. Kalbimi parçalayacaktın da bana bu merhameti, bu insafı mı gösterecektin?
Beni gördüğün zaman gözlerini çevirmek istemişsin, öyle mi merhametsiz? Ben seni gördüğüm zaman gönlümden nelerin geçtiğini bilir misin? Gözkapaklarım bir kere yumulup açılıncaya kadar arada bütün ömrümün kaybolduğunu sanıyordum.
Dün eziyet gören, bugün eziyet gören, herkesin, hatta ne uğrunda acı çektikleri ne de sebep oldukları felaketlerin suç ortağı olan iki kederli meleğin darbesini yiyen bu zavallı ruh, kendisine hiç darbe indirmeyen, onu fırtınalardan, her türlü zararlı ilişkiden, yaradan korumak için etrafını üç sıra dikenli telle çevirmek isteyen kişiyi nasıl olur da sevmezdi?