Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hz. Ali, hurma bahçesinde akşama kadar çalışmış, akşam da devesinin üzerine bir çuval hurma yükleyerek evinin yolunu tutmuştu.
Devenin yuları Kamber'in elindeydi. Hz. Ali de önde gidiyordu. Medine'nin içine girdiklerinde yoksulun birinin, "Allah rızası için" diye sızlandığını duydular. Bu sesi duyan Hz. Ali, "Kamber bu adam ne istiyor?" diye sordu.
Kamber, "Hurma istiyor efendim" dedi.
Hz. Ali, "Ver öyleyse" buyurdu.
Kamber, "Hurma çuvalda efendim" dedi.
Hz. Ali, "Çuvalla ver öyleyse" dedi.
Kamber bu kez, "Efendim çuval da devenin üzerinde" dedi.
Hz. Ali, "Öyleyse deveyle birlikte ver" dedi.
Derhal Hz. Ali'nin emrini yerine getiren Kamber diyor ki, "Devenin ipi de benim elimde demekten korktum. Çünkü beni de deveyle birlikte yoksula vermekten hiç tereddüt etmeyebilirdi."
Hugo Wolfun yazdığı gibi: "Elbette zaman zaman yüreğim daralmıyormuşcasına neşeli görünüyorum, insan içinde aklım başımdaymış gibi konuşuyorum, dışardan bakıldığında keyfim Allah bilir ne kadar yerinde. Oysa ruh ölümcül uykusunu sürdürüyor, kalbin binbir yarası kanıyor."