Öncelikle mutluyum, gururluyum :) Krasznahorkai ile tanışan arkadaşlarım bana hak vereceklerdir. Her iki kitap da çok zorlu ve ciddi sabır isteyen metinler. Çünkü bu eserleri anlamak için yazar, okurundan birtakım şifreleri çözmesini bekler. Nobel Edebiyat Ödülü gerekçesi bunu açıkça söyler aslında: “kıyametvari terörün ortasında sanatın gücünü yeniden teyit eden, etkileyici ve vizyoner eserleri” nedeniyle ödüle layık görülür. Demek ki her iki kitapta da bir kıyamet hali vardır; fakat mesele bu ortamın nasıl anlatıldığı değil, yazarın özellikle anlatılmayana, söylenmeyene odaklanmamızı istemesidir. Aksi halde sayfalar ilerledikçe okur kendini “Ben ne okuyorum?”un boşluğunda bulur. Önce Seiobo Orada, Aşağıdaydı’yı okudum. Açıkçası kitabın Macarca özgün başlığına sadık kalınmayarak çevrilmiş olması, metni anlamamı biraz daha zorlaştırdı. Çünkü “Seiobo orada, aşağıda dolaşıyordu” başlığı bile tek başına metne güçlü bir ipucu verir. Japon mitolojisinde Seiobo kutsal bir figürdür; tanrıçaların yerinin gökyüzü olması makuldür. Ancak Krasznahorkai, Fibonacci dizinine göre yerleştirdiği hikayelerle okurunu kutsalın peşine düşürür. Nasıl ki dizideki sayılar kendi iç yasalarıyla genişleyerek büyürse, kutsal da hikayelerde önce gökte belirir, sonra aşağı iner. Bunun nedenini ise açıklamayıp okurun düşünmesini ister. Macarca başlığa döndüğümüzde kutsal olanın tek bir yeri olmadığını, gökte de yerde de olabileceğini yani bir dolaşım halinde olduğunu fark ederiz. Ama bu sezgi kolay anlaşılamaz. Sanat tarihi, Japon kültürü, mitoloji ve yazarın entelektüel arka planıyla temas kurmayı gerektirir. Aksi halde metin, yalnızca “hikayeler” olarak kalır. Bu deneyimin ardından merakım ağır bastı (akıllanmayıp da diyebiliriz 🥰) ve Direnişin Melankolisi’ne başladım. Tek bir hikaye
"Fibonacci " matematiğin kusursuzluğu.. How It Works Türkiye - Sayı 56 - 2025/2
Matematik
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Spiral, merkezden dışa ya da dıştan içe doğru kıvrılarak dönen bir şekildir. Ama bu sadece bir şekil değil; doğanın, enerjinin ve yaşamın sembolüdür. Doğadan örnekler; Salyangoz kabuğu Ayçiçeği çekirdeklerinin dizilimi Galaksiler (Samanyolu dahil!) Fırtına bulutları DNA sarmalı Hepsinde aynı matematiksel desen var: Fibonacci dizisi. Bu dizi, her sayının kendinden önceki iki sayının toplamı olmasıyla oluşur: 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21... Bu düzenle oluşan spiraller doğadaki mükemmel dengeyi gösterir. Spiral, içe dönüş ve dışa yayılma arasında bir yolculuktur. İçe doğru spiral: Kendine dönüş, farkındalık, ruhsal derinlik. Dışa doğru spiral: Büyüme, genişleme, evrensel bağlantı. Yani spiral aslında hem kendine hem bütüne giden yol gibi. Yaşam bir döngüdür ama aynı yere dönmezsin aynı yerde daha bilge bir sen olarak yeniden geçersin. Bu yüzden spiral, döngüyü değil ilerlemeli döngüyü anlatır.
kurgusu ve konusu en iyi filmler “film izledikten sonra beyniniz zonkluyorsa, o film iyi yazılmıştır.” —bir sinema manyağı memento (2000) hafızasını 10 dakikada bir kaybeden bir adamın, karısının katilini bulmaya çalışması. olaylar sondan başa doğru anlatılıyor. izleyici olarak sen de ne olduğunu unutuyorsun. nolan zekâsının ilk büyük tokadı. oldboy (2003) 15 yıl boyunca bir odada kilitli tutulan bir adam, serbest bırakıldığında intikam almaya başlar. ama olay o kadar katmanlı ki, final sahnesinde koltuğa çakılı kalırsın. -- kore sinemasının tokat gibi cevabı: “biz de hikâye anlatmayı biliyoruz.” the prestige (2006) iki sihirbaz arasındaki ölümüne rekabet. film, kendisi bir sihirbazlık numarası gibi kurgulanmış. her izleyişte başka bir detay yakalıyorsun. son sahne, “bir ilüzyon ne zaman gerçektir?” dedirtiyor. coherence (2013) tek mekân, 8 kişi, bir kuyruklu yıldız geçişi. paralel evrenler, zaman kırılmaları, kim gerçek kim kopya belli değil. düşük bütçeyle yüksek zihin oyunu. “bunu yazan kimse, kesin bilimkurgucu değil fizikçi” dedirten film. triangle (2009) loop içinde loop. gemiye çıkan karakterlerin kaderi sonsuz bir döngüye hapsoluyor. kendini öldürenin kendin olduğu yer. finaldeki çekiç gibi sahne unutulmaz. enemy (2013) jake gyllenhaal'un iki karakteri canlandırdığı bu film, freudyen altmetniyle rüya içinde rüya gibi. örümcek sembolizmi, kafka'vari atmosfer ve “ben kimim?” sorgusu.
kurgusu ve konusu en iyi filmler “film izledikten sonra beyniniz zonkluyorsa, o film iyi yazılmıştır.” —bir sinema manyağı memento (2000) hafızasını 10 dakikada bir kaybeden bir adamın, karısının katilini bulmaya çalışması. olaylar sondan başa doğru anlatılıyor. izleyici olarak sen de ne olduğunu unutuyorsun. nolan zekâsının ilk büyük tokadı. oldboy (2003) 15 yıl boyunca bir odada kilitli tutulan bir adam, serbest bırakıldığında intikam almaya başlar. ama olay o kadar katmanlı ki, final sahnesinde koltuğa çakılı kalırsın. -- kore sinemasının tokat gibi cevabı: “biz de hikâye anlatmayı biliyoruz.” the prestige (2006) iki sihirbaz arasındaki ölümüne rekabet. film, kendisi bir sihirbazlık numarası gibi kurgulanmış. her izleyişte başka bir detay yakalıyorsun. son sahne, “bir ilüzyon ne zaman gerçektir?” dedirtiyor. coherence (2013) tek mekân, 8 kişi, bir kuyruklu yıldız geçişi. paralel evrenler, zaman kırılmaları, kim gerçek kim kopya belli değil. düşük bütçeyle yüksek zihin oyunu. “bunu yazan kimse, kesin bilimkurgucu değil fizikçi” dedirten film. triangle (2009) loop içinde loop. gemiye çıkan karakterlerin kaderi sonsuz bir döngüye hapsoluyor. kendini öldürenin kendin olduğu yer. finaldeki çekiç gibi sahne unutulmaz. enemy (2013) jake gyllenhaal'un iki karakteri canlandırdığı bu film, freudyen altmetniyle rüya içinde rüya gibi. örümcek sembolizmi, kafka'vari atmosfer ve “ben kimim?” sorgusu.
Entelektüelin Kutsal Kitabı - Biyografiler kitapta 16.hafta 14-20/04/2025 Fatih William Roger Bacon Fibonacci Cengiz Han Filippo Brunelleschi Girolamo Savonarola Peter Abelard 16.hafta biyografilerinde bildiğin italyan tutulması yaşadık desek yalan olmaz. Fibonacci-Brunelleschi-Savonarola..