‘İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez.’Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur.
Birisi deniz yolculuğunun en iyisi olduğunu söylüyor ama sonra sürekli gemi kazalarının olduğu ve sıklıkla dümenciyi aksi yöne çeken ani fırtınaların çıktığı denizde yolculuk yapılmaması gerektiğini de ekliyorsa, o kişinin deniz yolculuğunu övse bile benim yelken açmamı engellediğini düşünürüm.
Tek tek bütün devletleri gözden geçirmek istesem bile, bilgeye katlanabilecek ve bilgenin katlanabileceği bir devlet bulamam. Ancak hayalimizdeki devlet hiçbir yerde bulunmuyorsa, hepimiz için zorunlu inziva başlıyor demektir, zira hiçbir yerde inzivaya tercih edebileceğimiz bir şey yoktur.
Sadece inzivadayken kimsenin karışmadığı ve henüz yeterince sağlam olmayan düşüncemizi kalabalık yardımıyla saptırmadığı bir zamanda, daha önce aldığımız kararı uygulayabiliriz, yine sadece o zaman, oldukça farklı yönlere çekerek böldüğümüz yaşamımızın tek ve düz bir doğrultuda gelişmesi mümkündür.