Figen Akyol

Figen Akyol
@figenakyoll
Günü başlatan o cılız çizgili seviyordum. Onun, gecenin siyah kumaşına hiç beklenmedik bir ihtimali gerçekleştirir gibi incecik bir kesik atışını seviyordum. Ben tam gecenin karanlık kuyusuna düşmek üzereyken son anda yetişip bana sabahı getiriyordu çünkü. Sabah nispeten kolaydı, sabah gelince ağrı azalıyordu, taşıması zor şeylerin taşıması kolaylaşıyordu.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Çok düşünme, uzatırsan o vakti kaygılanır, vazgeçersin. Kaygıya mahal bırakmadan çık yola. İyi şeyler birdenbire olur.”
Çok uzun zamandır sırtımda içi taş dolu bir çanta gibi taşıdığım yalnızlık hissi, yerini aynı yalnızlığın kumaşından büyük bir ferahlığa bıraktı.
Aile sanıldığı kadar tesadüfi bir şey değildi, kuradan çıkmıyordu, onu bulman veyahut oturup kendi ellerinle yapman gerekiyordu.
Dün bahsettiğiniz belirtilerin… hayattan kopukluk, soyutlanmışlık, hayatın içinde kalamama hali… Bunların her biri bir can taşımanın getirisi olan acıyı hissetmemek için kendimizi uyuşturmamızı sağlıyor.