Figen Akyol

Figen Akyol
@figenakyoll
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 40. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2020 17:36
Doğan Cüceloğlu daha önce farklı kitaplarını da okuduğum, beğendiğim ve önerebileceğim bir yazardır. Anlatım biçimini gerçekten çok yararlı buluyorum. Kitaplarında sırf bilgi vermek yerine anlattıklarını anılarla veya örneklerle pekiştiriyor. Yani anlattıklarını somutlaştırıp daha iyi anlamımıza yardımcı oluyor. Bu kitabı özellikle okumamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü iletişim konusunda herkesin az çok yanlış bildikleri, uyguladıkları vardır. İletişim yöntemimiz, hayatımızın her alanında (aile, eğitim, iş , çocuk eğitimi vb. ) olumlu veya olumsuz etkiler yaratıyor. Bu nedenle de bilinçli olmamız ve kendimizi donatmamız gerekiyor. Eminim, okurken sizler de yanlış yaptıklarınızın veya doğru uyguladıklarınızın farkına varabilirsiniz, karşılaştırma yapabilirsiniz. Sorgulamak ve değiştirmek için fırsatlar bulabilirsiniz. Bu kitapta sizi bekleyen bazı konular ise şunlar: * İletişim nedir, nasıl başlar? * Donanmış bilinç * İnsan muhteşem bir potansiyeldir. *Olay- Fenomen farkı *İletişim kanalları *İletişimde iç dünyamız, dış dünyamız *İnsanın hem bağımlı hem bağımsız olmak istemesi *İnsan ilişkilerinde kişinin beş gereksinimi *İletişim sürecinde dinleme *Korku ve Değerler Kültürü *Korku ve Değerler Kültüründe sevgiye bakış açısı * Korku ve değerler kültüründe bilinç farkı, çocuğa karşı otorite Bunlar sadece sayabildiklerimin bir kısmı. Sayamadıklarım ve anlatmakla yetersiz kalacağım bir sürü konu var. Umarım sizler de okur ve beğenirsiniz.
İletişim DonanımlarıDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20238,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 39. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2020 19:32
Kitap işlediği temalar ve anlatma biçimi olarak o kadar çarpıcı ki etkilenmemek mümkün değil. Yalnız ve terk edilmiş insanların hikayeleri, ırkçılık, işçi sorunları, dostluk, fedakarlık hepsi bir arada. Maalesef hepsi de hayatından içinden. Bu yüzden bitirdikten sonra beni düşünmeye sevk etti. Acaba ben olsam ne yapardım? Kısaca birbirine zıt iki insanın dostluğundan ve beraber bir hayale tutunmalarından bahsediyor. Lennie oldukça güçlü ve kuvvetli ama algıları zayıf bir karakter. Söyleneni en iyi şekilde yapabiliyor, emirleri yerine getirebiliyor fakat anlama ve öğrenmede sıkıntılar yaşıyor. Kötü niyetle yapmadığı şeyler kendisinin ve aynı zamanda arkadaşı George 'un başına belalar açıyor. Ama ne kadar büyük hatalar yaparsa yapsın tam anlamıyla kızamıyoruz. Çünkü bilinçli olarak zarar veremeyecek kadar naif birisi. George ise hem fiziksel hem de karakteristik olarak Lennie'nin tam zıttı. Ama bu dostluklarına, birbirlerine tutunmalarına engel değil. Kitapta köpeğini ölüme terk etmek zorunda kalan Candy'in çaresizliği ve arkadaşının acı çekmesini istemeyen George'un tükenmişliği aslında ne kadar da birbirine benziyor. Farklı iki dostluk, aynı iki son... Hangi taraf için yaşanılanlar daha zor ? Kalan için mi ? Yitirilen için mi ? Irkçılık ise yine karşımıza çıkıyor. Hangi coğrafya da olursak olalım kurtulamıyoruz. Sanki ayrıştırılan bir kesim illa olmak zorunda. Bu kitapta da zenci olduğu için dışlanılan bir seyis mevcut. Kaldığı yer bile diğerlerinden farklı. Konuşmaya hasret kalmış ve yalnızlığa alışmak zorunda bırakılmış. Düşünün ki bir insan o kadar dışlanıyor, o kadar eziliyor ki kendisi bile olmadığı bir kişiliği benimsiyor. Karşısındaki bir duvardan farksız bile olsa konuşacak birini buldu diye sevincinden ne yapacağını şaşırıyor. Ama en hafif darbede
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Remzi Kitabevi · 2005211,9bin okunma
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2020 02:07
Tarih, felsefe, tıp, fizik ne ararsanız var romanın içinde. Genel manada fantastik bir roman diyebilirim ve kurgu çok iyiydi. Öylesine dolu dolu bir roman ki nasıl yazarın ilk kitabı olabilir diye baya şaşırdım. Okurken çok keyif aldım. Bence karakter skalası oldukça genişti ve bu da romana ayrı bir tat katmış . Roman kurgu olarak akıcıydı ama bazı sözcükler okumayı yavaşlatıyor olabilir . Fakat, bence bu da yazarın anlatımına has duruyor. Olay akışı içinde cidden düşündüren bazı noktalar vardı. Özellikle felsefi açıdan benim ilgimi çekti. ''Ne var ki ben, kendimle ilgili bazı meseleleri hala çözebilmiş değilim. Rendekar düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim ?'' Kitabı okuduktan sonra şöyle düşünmeye başladım : Boşluğu yaratan da o boşluğa kendimi atan da benim . O boşluğu anlamlı bir şekilde doldurabilecek de yine benim. Bu dünya benim kadar büyük ve benim kadar ufacık. Benim anlamlandırabildiğim kadar var .Ben de seçimlerim ve onların sonuçları kadar varım. Düşlerim kadar gerçek , gerçekler kadar da sahteyim .Peki ben kimim ? Varlığımı nasıl değerlendirebilirim? Bilmiyorum. Sadece arıyorum. Bu sorunun cevabı ben değiştikçe değişecek.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
8/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 03:01
·
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve İran edebiyatına ait bir Modern Klasik. Kısa bir kitap gibi görünse de aslında içerik ve anlatım olarak dolu dolu bir roman. Romanda yazarın hayatına ve psikolojik durumuna dair izlere sık sık rastlanabiliyor. Sadık Hidayet'in döneminin onda bıraktığı izleri ve duyguları görebiliyoruz . ( Tabi bazı durumlar da yazarın yaşam biçiminin tam tersini gösteriyor. ) Ölüm , umutsuzluk, yalnızlık temaları da ön planda. Bence bu romanda olaydan ziyade karakterin iç dünyası daha çok ön plana çıkıyor. Yaşanılan olayları belli bir zamana ve mekana göre ayırmak mümkün değil. Şimdiki zaman, geçmiş zaman, gerçek, hayal, rüya hepsi birbiriyle harmanlanmış durumda . Karakterler de sanki sürekli birbirine dönüşüyor. Ana karakter ise başkaları ile artık bağlarını koparmış ve tek amacı kendisini daha iyi tanımak ve kendisini gölgesine tanıtmak.
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
9/10
·87 syf.··
2020 27. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2020 23:51
Lev Tolstoy' un kendisiyle olan derin hesaplaşması ve bunalımının ardından kaleme aldığı bu eserde İvan İlyiç de böyle bir hesaplaşmaya giriyor. Anlamlı ve olması gibi bir hayat yaşadığını düşünen İvan İlyiç hastalığının ardından ölümüne ve hayatına dair bir sorgulamaya başlar. Aslında çoğu insanın yaşadığı bu bilinmezliği sorgular. Onu eğlendiren, oyalayan şeylerin artık eskisi gibi olmadığını fark eder . Bazen derin bir umutsuzluk yaşarken bazen içinde her şeyin düzeleceğine, bu ölümün onun başına gelmeyeceğine dair inançlara, umutlara kapılır. İvan İlyiç yaşadığı ruhsal sıkıntıların fiziksel sıkıntıların yanında ne kadar hafif kaldığını da gösteriyor. Hatta onu ölümü değil, gerektiği gibi yaşamadığı düşüncesi bitiriyor. İvan Ilyiç'in hayatında ve hastalığında yaşadıklarının psikolojik incemelesini ve çevresinin tutumunu görüyoruz. Üzerine çok sık düşündüğüm bir konu olduğu için beni etkileyen bir kitap oldu.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Can Yayınları · 202061,2bin okunma