MİZAHTAN YARARLANMA
Sabahattin Ali'nin ilk ürünleri arasında okurları güldürmek, şaşırtmak üzere kaleme alınmış kısa mizah hikâyelerine de rastlanır. Gerçi alaycı bir zekaya tanıklık eden ve 1926'da Akbaba dergisinde çıkan bu fıkramsı hikâyelerin ("Yangın", "Bekar Kiracı", "Telefon Olsaydı" vb.) arkası gelmez. Ama mizahla ilişki de büsbütün kesilmez. Sonraları Sabahattin Ali fırsat düştükçe mizahtan yararlanır. Toplumsal çelişkileri, sınıfsal ayrımları, acı gerçekleri, gülünç terslikleri vurgulamak için yer yer mizaha (taşlamaya, yergiye, alaya) başvurur. Gel gelelim, güldürmek amacıyla değil, içeriği daha iyi belirtmek ve okuru daha çok etkilemek, sarsmak amacıyla yapar bunu. Hatta, tümüyle mizaha yaslanan hikâyelerde (örneğin "Bahtiyar Köpek"te) dahi bu amaçtan ayrılmaz. "Kazlar", "Kağnı", "Ses", "Asfalt Yol", "Sulfata", "Bir Konferans", "Uyku", "Hakkımızı Yedirmeyiz", "Dekolman", "Kafa Kağıdı", "Katil Osman", "Köpek", "Fikir Arkadaşı", "Millet Yutmuyor", "Beyaz Bir Gemi" mizah öğelerinin bu amaçla kullanıldığı hikâyelerdir. Yukarıda açıklanan ve alttan alta insancıl bir duyarlıkla beslenen bütün bu özellikler Sabahattin Ali'nin dil ve anlatımını çoğunlukla açık ve duru, temiz ve akıcı, çıplak ve çarpıcı bir kimliğe kavuşturur.