Fikriye Gezen

Fikriye Gezen
@fikriyegezen
Hayatta tek bir amacım var; kâmil insan olabilmek. Bir gün kemâle ermeden göçersem bu âlemden "o yolda öldü" diyen dostlarım kitaplarımı şahit tutsunlar.
Öğretmen
Gazi Üniversitesi
8 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Mahur Beste Üzerine Kişisel Bir Okuma
9/10
·160 syf.··
2025 2. kitabı
Ahmed Hamdi Tanpınar’ın Mahur Beste’si, satır aralarında saklı incelikleriyle yalnızca bireysel hikâyeler değil, bir dönemin sosyal, kültürel ve zihinsel iklimi üzerine de söz söyleyen bir eserdir. Roman, çok sayıda karakter barındırmakla birlikte, bazı şahsiyetler hem psikolojik derinlikleri hem de toplumsal temsilleriyle metnin omurgasını oluşturur. Bu incelemede, kendi okuma sürecimde en dikkat çekici bulduğum ve bazen gözden kaçtığını düşündüğüm üç ana karaktere –Behçet Bey, babası İsmail Molla ve Sabri Hoca– odaklanacak, aralarındaki ilişkilerin ve diyalogların satır aralarında nasıl güçlü anlamlar taşıdığını aktarmak isterim. Mahur Beste’de Behçet Bey, İsmail Molla’nın oğlu olarak, babasının kudreti ve baskın karakteri altında silinmiş, varlığı gölgelenmiş bir şahsiyet olarak resmedilir. Ufak tefek fiziği, çocukça hareketleri ve silik tavırlarıyla dikkat çeker. Tanpınar, onu şu cümlelerle tasvir eder: “Zavallı Behçet, bütün ömrünce hiçbir efendilik hissi duymayacak; her tanıdığı şey ona sahip olacaktı. O, eşyanın ve insanların mutlak saltanatı altında, küçük, müstebit, bir saklanma duygusunun büklümleri içinde, küçük, çok küçük bir şey olarak yaşayacaktı.” Bu ifadeler, Behçet Bey’in yalnızca fiziksel görünüşünü değil, ruhsal dünyasını da derinlemesine yansıtır. Hayatı boyunca kendi iradesinden çok başkalarının etkisi altında kalan, edilgen ve kırılgan bir kişilik çizer. Tanpınar’ın betimlemesi, onun varoluşunu adeta dar bir çerçeveye hapseder; burada hem acıma hem de ince bir hiciv sezilir. Behçet Bey’in babası Molla Bey ise, tahakkümkâr tabiatı, nüfuzlu duruşu ve her türlü tenkidin üstünde kalan şahsiyetiyle çevresindekileri farkında olmadan esir gibi kullanan; dahası, bu esareti onların ruh hâlinde en tabii durum hâline getiren bir tip olarak çizilir.
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma
Reklam
Cemile
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
‘Mükemmel aşk öyküsü’ beklentisiyle başladım Cemile’ye. Ancak sayfalar ilerledikçe karşıma çıkan şey, bir aşk hikâyesinden ziyade; savaş ve yokluk zamanlarında, en küçük bir duygu kıpırtısının 'aşk' sanılmasını anlatan bir derinlikti. Cemile, savaşın yıktığı coğrafyada kendi iç çatışmasını yaşar. Cephede olan kocasına rağmen, içinde büyüttüğü bir başka duygunun peşinden gitmeye karar verir. Bu kararda, yaşadığı toplumun örfünü, kendi benliğini, ahlaki sınırlamaları ikinci plana atışı, benim için sorgulanması gereken bir yön barındırır. Yine de metnin anlatımı, Aytmatov’un usta kalemiyle örülmüştür. Betimlemeler olağanüstü; doğa, insan ve duygu iç içe geçmiş bir şekilde akmaktadır. Bu sebeple edebi anlamda okuruna büyük bir haz verir. Hikâyenin akıcılığı ve dili, Aytmatov’un anlatım gücünü tartışmasız bir şekilde ortaya koyar. Ancak kişisel okumamda Cemile’nin yaşadıkları, bendeki 'aşk' tanımıyla tam olarak örtüşmedi. Ben daha çok, içinde bulunduğu koşulların, karakterlerin duygularını nasıl biçimlendirdiğine ve bir varlık kırıntısının nasıl ‘aşka’ dönüştüğüne tanıklık ettim. Sonuç olarak, Cemile benim için bir aşk hikâyesinden ziyade, savaşın ve yoksulluğun insan ruhunda açtığı boşlukların nasıl dolmaya çalışıldığını anlatan sosyo-psikolojik bir anlatıdır.
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2020 63. kitabı
İnsanın temel acıları üzerine yazılmış harika bir kitap, ölüm korkusu, benlik kaygısı, narsizm özellikle de insanın varoluş sancısı gibi en temel sorunları psikoterapist gözünden aktarılmış. insanların kendilerini ararken ve bir anlam bulmaya çalışırken nelere saplandığını nelere bağlandığını ve varolma ihtiyacını nasıl karşıladığını hastalar özelinde işlemiş. Dr. Mavi hastalarını iyileştirme yoluna giderken sıklıkla ayna metaforunu kullanıyor. İnsanın aynaya baktığında neyi gördüğünü hastalarına soruyor ve çözülmeler bu sorudan sonra başlıyor. Kitaptan bağımsız olarak; Ayna divan edebiyatında da sıklıkla karşımıza çıkar, söz aynaya ve edebiyata gelince Şeyh Galip'ten bahsetmeden geçmeyelim. Şeyh Galip ayna sembolünü yaklaşık yüz yerde kullanmış ve beyitlerine nakış gibi işlemiştir. Bir rütbede aldı beni ‘aşk-ı dildâr Mahv oldu hayal ü nazarımdan ağyâr Bir yerde bu efkâr ile kendim bulamam Âyîneye baksam görünür sûret-i yâr Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) bir hadislerinde "Beni gören hakkı görmüş gibi olur." buyurmuşlar ve kendilerinin hakkın ayinesi olduğunu izah etmişlerdir. Bu hadisi şerifi kasıtla Şeyh Galip naat olarak Ey hazret-i hâdî-i sübül fahr-ı Rusül Âyîne-i ihsân-ı ezel mazhar-ı kül Şâyân değilim gülşen-i na‘ta ammâ Eyle kereminden beni gûyâ bülbül beyitlerini kaleme almıştır. Hasılı kelam kitap çok güzeldi okuyunuz efendim.. Evvelce yazdığım bir "aynalar risalesi" vardı onu da bırakır herkese selam ederim. fikriyeozkan.wordpress.com/2015/05/14/ayna...
1000Kitap
Aynalar Koridorunda AşkMustafa Ulusoy · Kapı Yayınları · 20194,073 okunma